Kalem, insanın dünyada bıraktığı en uzun ve kalıcı ayak izidir
SORU İÇİNDE SORU!
Gündem Değil, Vicdan Örtülüyor
Epic Fury: Ortadoğu’da Jeopolitik Bir İntiharın Anatomisi
Konyaspor’dan müthiş dönüş… Futbolu işte bunun için seviyoruz.
Ekonomik sorunların kaynağı sadece talep artışı değildir
Ramazan’ın Gölgesinde Soru ve Birkaç Teklif -8-
Özbekistan’da Gelişen Nevâyî Vilayeti ve Nevâyî Üniversitesi
FIRSATÇILIKTAN KURTULUŞ AYI RAMAZAN
İran Çetin Ceviz Çıktı
Birlik İsterken Fitneyi Ateşleyenler
ZENGİN FAKİR KAYNAŞMASINI YARDIMLAŞARAK SAĞLAYALIM
SEÇİMİM BENİM
FATMA NUR ÖĞRETMENİM ÖZÜR DİLERİM. SUÇ BENİM.
Evcil Hayvanlar Çocuk Gelişimini Nasıl Etkiler
SENİN DÜNÜR
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
Seküler Ahmaklığın NEET İhaneti
Yaş Almak mı, Derinleşmek mi?
Konyaspo’dan Görkemli Galibiyet
ANNECİĞİM
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
Kim bilir gün yüzüne çıkmamış, karanlıkta kalmış ne pislikler var…
Epstein bunlardan yalnızca biriydi.
Böylesi bir kir, sıradan haberlerle kapatılamazdı.
Bu, bıçak darbesi almış kanayan bir yarayı sadece bir sargı beziyle örtmeye benzerdi.
Kan durmaz.
Acı dinmez.
Yara kapanmaz.
Bu yüzden öyle bir şey yapılmalıydı ki dünya dursun…
Masum sussun.
Zalim konuşsun.
Ve ne yazık ki bunu başarmanın en eski yolu seçildi:
Savaş.
Bir anda gündem değişti.
Vicdan sustu.
Çığlıklar fon müziğine dönüştü.
Oysa bu da bir imtihan…
Senin imtihanın.
Benim imtihanım.
Hepimizin imtihanı.
Masumların çığlığını duymamak için artık kör, sağır ve dilsiz olmak gerekiyor.
Ama garip olan şu ki;
Körler gördü.
Sağırlar duydu.
Dilsizler haykırıyor.
Biz ise kapı deliğinden izliyoruz.
Bu canilerin bu kadar ileri gitmesi, bu vahşete bu kadar cüret edebilmesi belki de bizim kısık sesimizden Filistin acı içinde kıvranırken bizim çıkıp kınamakla yetindiğimizden kaynaklanıyor.
Boykot dedik…
Ama köşeyi dönünce alışveriş sepetimize yine aynı ürünleri attık.
Hâl böyle olunca zulüm şımarıyor.
Denetimsiz kalan güç kabarıyor.
İnsan sormadan edemiyor:
Ellerinde nasıl bir dokunulmazlık var ki
Dünyayı talan ederken bu kadar pervasız olabiliyorlar?
Artık din, dil, ırk ayrımı yapmadan bazı şeyleri sorgulamak zorundayız.
Ama bunu yapmak yerine biz bir set çektik olan biteni görmek istemiyoruz.
Ama birgün o set yıkılır ve o çıldırmış suların selinde kaybolur gideriz.
Ve o sel geldiğinde
geriye ne insan kalır
ne de yaşama dair bir iz…