Bir Kitap, Bir Dipnot ve Bir Medeniyet Meselesi
Özbekistan Mergilan Şehrinde Muhteşem Bir Merkez: Burhaneddin el-Marğinani İlim, Eğitim ve Turizm Külliyesi/ Kompleksi
AK Parti’nin Rantçı Şımarıkları
BEN İNSANIM
İSLÂMİ NATO’NUN AYAK SESLERİ
Türk Lirasıyla Yapılan Dış Ticarette Rekor Artış
ŞAKA MI, SAYGISIZLIK MI ???
Beşten Dördü Gitti, Biri Kaldı!
Mekke Anlaşması
ÇİN TİYATROSU VE BİZİM FİGÜRAN GAZETECİLER
ATA YURDU AYMANAS
OSMANLIDA BİR RAMAZAN NASIL GEÇERDİ?-2-
TÜRKİYE’NİN AFRO-AVRASYA’NIN BÜTÜN ENERJİ VE TEDARİK KORİDORLARINDA VE HATLARINDA YÜKSELEN GÜÇ ETKİSİNİN STRATEJİK GÜÇ ÇARPANI MİMARİSİ DAHA DA DERİNLEŞİYOR.
GENÇLİĞİMİZİ ve GELECEĞİMİZİ TEHDİT EDEN EN BÜYÜK TEHDİT UYUŞTURUCU BAĞIMLILIĞI BELASI
TOPLUMSAL YOZLAŞMA VE OKUL MEZUNİYET PARTİLERİ
Bu Ne Perhiz ? Bu Ne Lahana Turşusu ?
Konya’da iyi ki belediyeler var! Vatandaş ekmek ve etliekmek zammına tepkili…
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
Hz. Mevlana’ya atfedilen; “7 öğüt”, bir başka adıyla “7 altın kural”, hepimize lazım olan, toplumsal dengeleri ayakta tutan hayati prensiplerdir. Her insanda az veya çok bunlardan birer kırıntı mevcuttur. Önemli olan bu özellikleri çıkarabilmektir. Tekrar hatırlayalım isterseniz bu 7 altın kuralı;
1. Cömertlik ve Yardım Etmede akarsu gibi ol
2.Şefkat ve Merhamette güneş gibi ol
3.Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol
4.Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol
5.Tevazu ve alçakgönüllülükte toprak gibi ol
6.Hoşgörüde deniz gibi ol
7.Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol
Allah, insanı, başkalarına yardım etsin, elindeki maddi ve manevi imkanları mutlaka paylaşsın diye yaratmıştır. Bu husus, içinde Allah rızası olduğu sürece ibadettir. Dolayısıyla adı geçen 7 kural başlıbaşına birer ibadet olmaktadır.
Mesela başkalarına yardım etmek, sadece parasal yardım şeklinde olmaz, olmamalı. Çünkü her insanda para ve mal olmayabilir. Pekiyi bu durumda, “benim malım yok, öyleyse yardım etmeyeceğim, etmemeliyim” mi diyeceğiz? Böyle mi anlamalıyız? Eğer bu şekilde anlarsak, eksik ve yanlış anlamış oluruz ki, toplumdaki olumsuzluklara düşmüş bulunuruz.
Bugün toplumumuzda; hırsızlık, dolandırıcılık, yankesicilik, başkalarının malına göz dikme… varsa altında; “cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol” iksirinden mahrum olduğumuzdandır. Allah, verene verir. Verdikçe artar. Bu, aynen bir ağacı budamaya benzer. Ağaç budandıkça daha gür, daha kuvvetli ve daha güçlü olur. Budanan ağacın meyvesi daha kaliteli hale gelir.
Cömertlik ve yardım etme ile ilgili kıssalar anlatmak, tarihi hikayelere yer vermek önemli değil. önemli olan biz nasıl bir cömertlik içinde olmalıyız? Yardım etmede hangi yerdeyiz? Mahallemizde, sokağımızda bulunanlara ne kadar veya ne derece yardım ediyoruz? Mahalle muhtarlarımız, yardım ederken, kendi tanıdıklarına, eşine, dostuna mı kıyak geçiyor? “bana kim daha çok oy getirires ona daha çok yardım ederim” anlayışı mı hakim?
Siz hiç akarsuyun, “ben bu adamın bahçesine akmayacağım, falanın bahçesine akacağım” dediğini duydunuz veya gördünüz mü? yolda giden, otobüste, dolmuşta, tramvayda, metroda…yardım bekleyenlere; “ne yapayım, sen de zamanında erkenden binseydin de ayakta kalmasaydın” denebilir mi? veya yanımıza gelip koltuk demirinie tutunmak zorunda kalan bir insanı görmemek için devamlı dışarıya bakar havasına girmek ne kadar doğru? Bugün o insan, oturmaya ihtiyaç duyuyorsa, yarın biz de aynı şekilde ihtiyaç duyabiliriz. Kimse, “yok kardeşim, ben asla böyle bir durumda bulunmam” diyebilir mi? veya, “ben asla ihtiyarlamayacağım” deme lüksüne sahip mi?
Gelelim bir başka altın kurala; “Şefkat ve Merhamette güneş gibi ol”.
Güneşi düşünün; her gün doğudan doğuyor ve batıdan batıyor. Bu esnada; “falan ülke inanmıyor, ona doğmayayım, falan ülke inançlı ona biraz fazla doğayım” gibi bir takıntısı var mı? Allah, güneşe bu görevi yani dünyayı aydınlatma, insanları ısıtma görevini vermiş, o da hiç aksatmadan bunu yerine getiriyor!
İnsanı başkalarına sevdiren; güler yüzü, tatlı dili, merhameti, şefkati ve insani ilişkiler içinde olmasıdır. Onun için yüce yaratanımız, “eğer sen asık suratlı, haşin tabiatlı olsaydın etrafında kimse kalmazdı” diyerek Hz. Peygamberi uyarmaktadır. Şimdi oturup düşünelim; şefkatli ve merhametli olmaktan ne kaybederiz? Herkese, güneş misali eşit olarak sevgimizi, şefkatimizi, merhametimizi göstersek zararımız mı olur? Peygamberler, Mutasavvıflar, ulu kişiler bunu uygulamış. Pekiyi onlar bunu yapmakla insanlıklarından, kişiliklerinden, şeref ve haysiyetlerinden bir şey kaybetmiş mi?
Allah’ın merhameti, insanların öz annesinin merhametinden daha çoktur. Çünkü; her gün günaha giriyor muyuz? Hayatımız boyunca günah batağında mıyız? Bu sorulara vereceğimiz cevap, “EVET”tir. Bu günahlara rağmen; tövbe edip, bir daha o günaha girmemeye, bir daha o suçu işlememeye karar verip pişmanlık duyduğumuzda, Allah, bizi hiç suç işlememiş olarak kabul ediyor. Günahımız ne kadar çok olursa olsun fark etmez. Zira kıyamete kadar tövbe kapısı açıktır. Bir insan şunu diyemez, dememelidir; “ben sarhoş, ayyaş, kumarbaz, fuhuş bataklığı içinde bir adamım. Kurtulmam mümkün değil.” Kesin olarak, azim ve kararlılıkla, bu günahlardan vazgeçtiği zaman; tertemiz olup, günahsız şekilde hayatını sürdürebilir. Kalan kuralları anlatmaya devam edeceğim.
ATA YURDU AYMANAS
MESELELERE KUR’AN PENCERESİNDEN BAKMAK
“BEN”LİKTEN, “BİZ”LİĞE
DURMADAN YAZIYORUM VE YAZACAĞIM
YER GÖK ALBAYRAKTI!
RABBİM, ÜLKEMİZİ HER TÜRLÜ MUSIBETTEN MUHAFAZA EYLE!
KONYA’MIZIN KIRMIZI GÜLÜ
KENTSEL DÖNÜŞÜM ÇALIŞMALARI
SEN SENİ BİL SEN SENİ
SELÇUKYA KÜLTÜR SANAT DERNEĞİ OLARAK BELEDİYELERDEN İSTEKLERİMİZ