YILDIRIM HAN BRE DOĞAN YETİŞTİK SABREDİN
OSMANLI’YI KONYA KURDU
İki Yüzlü Muhafazakârlar ve Bir Adam Yaratmak
AFYONKARAHİSAR KİTAP GÜNLERİ
İnsanlığın Yükü: Hafızanın, Emanetin ve İadenin Sergisi
BİR GÜNE SIĞAR MI?
Ev gençleri sorunu ekonomik beka meselesidir
SU VE GELECEK
Çiğne/Hazmet/Düşün/Kendini Yeniden Tasarla!
Konyaspor’da artık bütün yollar finale çıkıyor…
Özbekistan’da “9 Mayıs Xotira va qadrlash kuni’’ Anma ve Saygı Günü, Hatıra ve Kıymet Verme Günü
Türkiye-Suriye Kalkınma Hattı
Yolun Sonu Kupa Olsun
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
5G NE KADAR GÜVENLİ?
AKŞAM OLMAKTA
Berkan Kutlu, Konya mutlu
Ateşkes mi, Sadece Bir Ara Mola mı? İran–ABD Geriliminin Gerçek Anlamı
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
İnsana İyi Gelen Melodiler
5816 KALDIRILMALI MI?
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
Her zaman duyduğumuz bir sözdü; "Ah o eski bayramlar”. Yaşlılarımız, söze başlarken mutlaka bu sözü konuşmalarının arasına sıkıştırır ve eski bayramlara olan özlemlerini dile getirirlerdi. Bizim de çocukluk yıllarımızdı ve büyüklerimizin dediklerini dikkatle, merakla dinlerdik. Tabii sohbet derinleşince, yaşadıkları o eski bayram uygulamalarını, Ramazan ayındaki oruç, teravih, mukabele, hatim geleneklerini anlattıkça hayran olurduk. O kadar güzel ve o kadar özlemle anlatırlardı ki, zaman zaman gözlerinin yaşardığını görürdük.
Şimdi sıra bize geldi. Bu yaşın sahibi olarak hayatımda bu denli boynu bükük; üç aylar, kandil geceleri, ramazan ve bayram yaşamadık. Çok eskilere gitmeye gerek yok, daha dün denecek kadar yeni olan geçen seneki; üç ayları, kandilleri, Ramazanı ve bayramı hasretle arar olduk. O kadar ki evlerimizden çıkamadık; annelerimizin, babalarımızın, büyüklerimizin ellerini, çocuklarımızın, küçüklerimizin gözlerini öpemedik. Komşularımıza, yakınlarımıza, eş, dost ve akrabalarımıza bayram ziyaretlerine gidemedik. Bütün tebrikleşmelerimizi sanal âlemde telefonlarla çözmeye çalıştık. Ya seslerini duyarak ya görüntüleriyle yetindik. Camilere gidip cemaatle muhabbete hasret kaldık. Ne Cuma kılabildik, ne bayram namazı. Uzaktan, evlerimizden minarelere bakmakla, camileri uzaktan seyretmekle yetindik.
Hani hep derdik ya çocuklarımıza ve torunlarımıza; "gençlik ne hale geldi? Anasını, atasını telefonla arıyor. El öpmeyi sanal âlemle yapıyor…” diye. Şimdi aynı akıbet sadece bizim değil, hepimizin başına geldi. Elbette o zaman gençlik bunu, her hangi bir mazeret yokken yapıyordu, onların böyle yapmalarına bir sebep yoktu. Ne bugünkü gibi koronavirüs salgını ne dışarı çıkmayı engelleyen yasaklar…
Evet bir bayram da böyle; boynu bükük, mahzun, elemli, gözü yaşlı geçti. Her zaman Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinin; "Tevfiznamesi” aklıma gelir böyle durumlarda. Şöyle der;
Hak şerleri hayr eyler
Zan etme ki ğayr eyler
Ârif ânı seyr eyler
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Sen Hakka tevekkül kıl
Tefvîz it ve râhat bul
Sabr eyle ve râzı ol
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Kalbin Âna berk eyle
Tedbîrini terk eyle
Takdîrini derk eyle
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Hallâk-ı Rahîm Oldur
Rezzâk-ı Kerîm Oldur
Fa'âl-i Hakîm Oldur
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
……….
Bil elsine-i halkı
Aklâm-ı Hak ey Hakkı
Öğren edeb ü hulkı
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Vallâhi güzel etmiş,
Billâhi güzel etmiş,
Tallâhi güzel etmiş,
Allah görelim netmiş,
Netmişse güzel etmiş…
OSMANLI’YI KONYA KURDU
DOSTLARIN KALEMİNDEN (2)
DOSTLARIN KALEMİNDEN
SELÇUKYA, YENİ BİR PROJEYE DAHA İMZA ATTI
TÜRKLERDE EĞİTİM, EDEBİYAT VE ŞİİR
BAŞKASINI ELEŞTİRMEDEN ÖNCE KENDİMİZİ ELEŞTİRİYE TABİ TUTALIM
TEMİZ TOPLUM KUR’ANCA TEFEKKÜRLE MÜMKÜNDÜR
OKULLARDA ŞİİR SEVGİSİ
KUR’AN’A UYSAYDIK, BU BADİRELER GİRMEZDİK!
NEDEN BU HALE GELDİK?