Bir Kitap, Bir Dipnot ve Bir Medeniyet Meselesi
Özbekistan Mergilan Şehrinde Muhteşem Bir Merkez: Burhaneddin el-Marğinani İlim, Eğitim ve Turizm Külliyesi/ Kompleksi
AK Parti’nin Rantçı Şımarıkları
BEN İNSANIM
İSLÂMİ NATO’NUN AYAK SESLERİ
Türk Lirasıyla Yapılan Dış Ticarette Rekor Artış
ŞAKA MI, SAYGISIZLIK MI ???
Beşten Dördü Gitti, Biri Kaldı!
Mekke Anlaşması
ÇİN TİYATROSU VE BİZİM FİGÜRAN GAZETECİLER
ATA YURDU AYMANAS
OSMANLIDA BİR RAMAZAN NASIL GEÇERDİ?-2-
TÜRKİYE’NİN AFRO-AVRASYA’NIN BÜTÜN ENERJİ VE TEDARİK KORİDORLARINDA VE HATLARINDA YÜKSELEN GÜÇ ETKİSİNİN STRATEJİK GÜÇ ÇARPANI MİMARİSİ DAHA DA DERİNLEŞİYOR.
GENÇLİĞİMİZİ ve GELECEĞİMİZİ TEHDİT EDEN EN BÜYÜK TEHDİT UYUŞTURUCU BAĞIMLILIĞI BELASI
TOPLUMSAL YOZLAŞMA VE OKUL MEZUNİYET PARTİLERİ
Bu Ne Perhiz ? Bu Ne Lahana Turşusu ?
Konya’da iyi ki belediyeler var! Vatandaş ekmek ve etliekmek zammına tepkili…
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
İnsanlık her dönemde kendini bilen, Hak ve hakikatten haberdar olan güzel gönüllü, irfan ve sevgi sahibi mükemmel insanlar yetiştirdi. Anadolu'nun kalbinde yetişmiş, Ankara'nın gerçek sahibi, kutsal gönüllü bir gönül eri.
Kimler gelip geçti bu âlemden. Çoğunun adı unutuldu gitti. Fakat onun ismi yediden yetmişe herkesin gönlüne kazındı. Peygamber efendimizin mayasıyla mayalanan gönlü, onun sevgisnin ve sırrının mahzeniydi. Bir gizli hazineydi o. Dertlilerin dermanı, gönül hastalarının şifa kaynağı, fütüvvet ehlinin önderiydi.
Ankara'nın Altındağ ilçesi Solfasol mahallesinde dünyaya geldi. Ankara o zaman "ENGÜRÜ” olarak anılmaktaydı. Solfasol köyü de ismini Çubuk çayına göre almıştı.1348 yılında çayın sol yanında dünyaya gözlerini Numan adıyla açan çocuğun, Ankara'nın manevi sahibi olacağını Çubuk çayı bilmiyordu. Numan'ın babası Koyuncula Ahmet, dedesi Mahmud adlarıyla tanınırdı. Annesi ile büyük annesinin adı bilinmiyor.
Numan, oldukça zor olan medrese eğitimini başarıyla tamamlamış. Önce Ankara'da Kara Medrese'de, daha sonra Bursa'da Çelebi Sultan Mehmed Medresesi'nde müderrislik yapmış. Bursa'da iken oturduğu küçücük evinin yakın zamanlara kadar ziyaret edildiği, buranın Bursalılar tarafından çok sevildiği söylenir.
Numan'ıni Somuncu baba'ya intisabı, bir kurban Bayramına tesadüf etmiş ve şeyh Hamid ona; "BAYRAM” diye hitabettiği için o artık "BAYRAM” ismiyle anılır olmuştu.
Numan'a "HACI BAYRAM” ismini veren şeyhi Somuncu Baba, aslen Kayesri'ydi. Şeyh Şemseddin Musa isimli bir zatın oğluydu.
Hacı Bayram-ı Veli, Somuncu Baba'dan hilafet alarak Ankara'ya döndüğünde, erkânını kurmuş ve bugünkü "Augustos Tapınağı” nın bitişiğindeki kendi adıyla anılan zaviyede insanların mana eğitimiyle meşgul olmuştu. Onun aşkı ve irfanı esas alan yüksek şahsiyeti ve yüce himmeti sağlığında erkânının geniş bir çevrede tanınmasını ve yayılmasını sağladı.
Hacı Bayram-ı Veli mensuplarına hem cehri ve hem de hafi zikir uygulatmış, kıyamda devran ettirmiş, dervişlerini bir usul dairesinde mücahedeyi, sohbet ve zikri esas alan esma veya müsemma yoluyla hakikate ulaştırmıştır.
Hacı Bayram-ı Veli'nin hilafete getirildiği 1412 tarihinden itibaren kendi adıyla anılmaya başlayan tarikat, devrin padişahı Sultan II. Murad ve devlet ricali yanında itibar görmüştür.
Hacı Bayram-ı Veli; Hz. Peygamberin koyduğu kurallara sımsıkı bağlı olan, ulu'l emre itaat eden, devlete ve devlet yöneticilerine bağlı, sevgiyi ve bilgiyi esas alan, daima orta yolda gidilmesini tavsiye eden ılımlı düşünceleri, toplumsal birliğin sağlanmasında son derece önemli rollar oynamıştır.
Ruhbanlar gibi dünyayı terk etmek yerine, dünya sevgisini gönülden çıkarmak gerektiğini, insanlara ekin tarlasında da Hak ve hakikatin bulunabileceğini telkin eden gerçek bir ermiştir.
Halka vergiyi teşvik ederek henzü fetret devrinden çıkmakta olan devletin gelişmesinde çok öenmli katkı yapmıştır. Kullandığı Türkçe ile dilimizin gelişmesinde önemli pay sahibi olan büyük bir mutasavvıftır. Aynı zamanda ahilik sistemi içinde yetişen ve kendisi de bir fütüvvet ehli olan bir teşkilatçıdır.
Hacı Bayram-ı Veli, gönüllerin imarıyla birlikte Anadolu'yu da imar etmiştir. O, insanların içiyle beraber dışını da imar etmeye çalışan büyük bir gönül eridir.
Ankara'nın bir başkent olarak geleceğe taşınması fikrini işaret eden ilk kişidir.
Hacı Bayram-ı Veli şiiri çok sever ve sohbetlerini ehlullahın nutk-u şeriflerinden yaparmış. Şiiri, evliyanın kerametlerinden kabul eder.
Hacı Bayram-ı Veli'nin şiirlerinden bir örnek. Bu şiir, aynı zamanda ilahi olarak da bestelenmiştir.
N'oldu bu gönlüm, n'oldu bu gönlüm,
Derd ü gamınla doldu bu gönlüm,
Yandı bu gönlüm yandı bu gönlüm,
Yanmada derman buldu bu gönlüm.
Gerçi ki yandı gerçeğe yandı,
Rengine aşkın cümle boyandı,
Kendinde buldu kendinde buldu,
Matlabını hoş buldu bu gönlüm.
Seyri billahtır, seyri billahtır,
Lîma'allahtır, fenafillahtır,
Âyinesinde, âyinesinde,
Gerd-i sivayı buldu bu gönlüm.
El- fakru fahri el-fakru fahri,
Demedi mi âlemlerin Fahri,
Fakrını zikret fakrını zikret,
Fakrı fenada buldu bu gönlüm.
ATA YURDU AYMANAS
MESELELERE KUR’AN PENCERESİNDEN BAKMAK
“BEN”LİKTEN, “BİZ”LİĞE
DURMADAN YAZIYORUM VE YAZACAĞIM
YER GÖK ALBAYRAKTI!
RABBİM, ÜLKEMİZİ HER TÜRLÜ MUSIBETTEN MUHAFAZA EYLE!
KONYA’MIZIN KIRMIZI GÜLÜ
KENTSEL DÖNÜŞÜM ÇALIŞMALARI
SEN SENİ BİL SEN SENİ
SELÇUKYA KÜLTÜR SANAT DERNEĞİ OLARAK BELEDİYELERDEN İSTEKLERİMİZ