Bir Kitap, Bir Dipnot ve Bir Medeniyet Meselesi
Özbekistan Mergilan Şehrinde Muhteşem Bir Merkez: Burhaneddin el-Marğinani İlim, Eğitim ve Turizm Külliyesi/ Kompleksi
AK Parti’nin Rantçı Şımarıkları
BEN İNSANIM
İSLÂMİ NATO’NUN AYAK SESLERİ
Türk Lirasıyla Yapılan Dış Ticarette Rekor Artış
ŞAKA MI, SAYGISIZLIK MI ???
Beşten Dördü Gitti, Biri Kaldı!
Mekke Anlaşması
ÇİN TİYATROSU VE BİZİM FİGÜRAN GAZETECİLER
ATA YURDU AYMANAS
OSMANLIDA BİR RAMAZAN NASIL GEÇERDİ?-2-
TÜRKİYE’NİN AFRO-AVRASYA’NIN BÜTÜN ENERJİ VE TEDARİK KORİDORLARINDA VE HATLARINDA YÜKSELEN GÜÇ ETKİSİNİN STRATEJİK GÜÇ ÇARPANI MİMARİSİ DAHA DA DERİNLEŞİYOR.
GENÇLİĞİMİZİ ve GELECEĞİMİZİ TEHDİT EDEN EN BÜYÜK TEHDİT UYUŞTURUCU BAĞIMLILIĞI BELASI
TOPLUMSAL YOZLAŞMA VE OKUL MEZUNİYET PARTİLERİ
Bu Ne Perhiz ? Bu Ne Lahana Turşusu ?
Konya’da iyi ki belediyeler var! Vatandaş ekmek ve etliekmek zammına tepkili…
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
İrfan ve arif, tasavvufi bir terimdir. Ethem Cebecioğlu'nun; Tasavvuf Terimleri ve Deyimleri Sözlüğünde Ârif şöyle tarif edilir; İrfan sahibi. Allah'ı gerçek yönüyle bilen kişi. Ârif, Âlim gibi bilen manasına gelirse de, ondan farklıdır. Âlim, ilmi bir tahsil ve çalışma sonucu elde eder. Ârif ise, irfana, ilham ve hal ile ulaşır. Cenab-ı Hakk'ı keşf ve müşahede yoluyla bilen kişidir. Bu bakımdan ümmi bir insana da Ârif denilir, ancak Âlim denemez. Ârifler için; ehl-i yakîn, ehl-i din, kutb ve genel olarak "Ârif-i bi'llah” denir.
İrfan; sezgi, ruhi tecrübe ve manvi yolla elde edilen bilgi anlamındadır.
"Yüz dinle, bin düşün, bir tek söz söyle,
Sözünden bilinir irfan demişler.” (Mir'âtî)
Buna en iyi örnek, Hz. Musa ile Hızır kıssasıdır. Hızır, olayların irfani boyutunu bilirken, Hz. Musa bunu bilemiyor.
İrfan boyutu kaybedilince hiçbir şeyde ruh kalmıyor. Her şey kabukta bırakılıyor. Öze inilmeyince, ruh yakalanmayınca da insanlarda huzursuzluk başlıyor. Bu açıdan, irfani boyutu yakalamak için tasavvufi anlayışa ihtiyaç hasıl oluyor.
TYB'nin, haftalık kültür etkinliklerinde; "MUSİKİDE İRFAN BOYUTU” konuşuldu. Kim mi Ahmet Çalışır?
Konya'da doğdu, 13 yaşında Hafız oldu. Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Müzik Öğretmenliğinden mezun. Yüksek Lisansını Sosyoloji ana bilim dalında tamamladı. Konya Selimiye Camiinde müezzinlik yaptı.
1991 Kültür ve Turizm Bakanlığı Konya Türk Tasavvuf Musikisi Topluluğu Ses Sanatkarı, 1996 Kültür ve Turizm Bakanlığı Konya Türk Tasavvuf Musikisi Topluluğu Genel Sanat Yönetmenliği, 1998 Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul Devlet Türk Müziği Topluluğu Ses Sanatkarlığı, 2014 Kültür ve Turizm Bakanlığı Konya Türk Tasavvuf Musikisi Topluluğu Genel Sanat Yönetmen Yardımcılığı görevlerini üstlendi.
Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Misafir Öğretim Görevlisi,
Gazi Üniversitesi Devlet Türk Müziği Konservatuvarı Misafir Öğretim Görevlisi, Bilkent üniversitesi Türk Musikisi Kulübü Misafir Eğitmen olarak çalışmaktadır.
2004 -2009 Odunpazarı Belediyesi Kültür Ve Sanatsal Projeler Danışmanlığı, 2004-2007 Konya İl kültür Ve Turizm Müdürlüğü Proje Danışmanlığı Ve Koordinatörlüğü, 2007 Kültür ve Turizm Bakanlığı Unesco Hz Mevlana Yılı Üst Kurul Üyeliği, 2010 Kültür ve Turizm Bakanlığı Unesco Yürütme Kurulu Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü Temsilcisi, 2013 Konya Büyükşehir Belediyesi Komek Müzik ve Kur'an Hocaları Koordinatörlüğü….
Bu hafta, böyle bir değerli insanla "MUSİKİDE İRFAN BOYUTU” üzerine sohbet yapıldı.
Diyor ki Ahmet Çalışır: "İrfan Ruhunu Kaybettikçe Musikîden Uzaklaştık. Ne zaman irfan ruhunu kaybettik, işte o zaman musikîden uzaklaşmaya başladık. Allah Teâlâ bizleri yaratırken ‘Ben sizin rabbiniz değil miyim?' diye sordu. Kullar ise hep bir ağızdan ‘Evet sen bizim rabbimizsin' dedi. Yani kullarıyla konuştu. Bir bebek doğduğunda niçin kulağına ezan ve kamet okunur. Çünkü doğduğunda kulaklarında hala Allah-u Teâlâ'nın kullarına seslenişini hisseder. Bizler her zaman musikîyle beraberiz. Ezan-ı Muhammedî bir musikîdir. Fakat bizler ne zaman irfan ruhunu kaybettik, işte o zaman musikîden uzaklaşmaya başladık. Ezanın Türkçe okunmasından Arapça okunmasına geçilmesi arasındaki zaman farkı tesadüf değildir. O zaman zarfında da irfan ruhunu kaybetmiştik” dedi.
Her şeyin bir özü ve bir de kabuğu var. Özü yakalamak için kabuğu kırmak gerekir. Türkiye yıllarca kabukla, görünüşle uğraştı. Bir türlü öze inemedi. İlimde zirveyi yakaladık belki ama irfanı kaybettik. Âlim olanımız oldu fakat Ârif olamadık ve Ârif bulamadık. Bütün sıkıntıların temelinde irfanı kaybetmek yatar. İrfan, tasavvufla yakalanır. Tasavvufun özünü ise Kur'an ve peygamberler oluşturur.
ATA YURDU AYMANAS
MESELELERE KUR’AN PENCERESİNDEN BAKMAK
“BEN”LİKTEN, “BİZ”LİĞE
DURMADAN YAZIYORUM VE YAZACAĞIM
YER GÖK ALBAYRAKTI!
RABBİM, ÜLKEMİZİ HER TÜRLÜ MUSIBETTEN MUHAFAZA EYLE!
KONYA’MIZIN KIRMIZI GÜLÜ
KENTSEL DÖNÜŞÜM ÇALIŞMALARI
SEN SENİ BİL SEN SENİ
SELÇUKYA KÜLTÜR SANAT DERNEĞİ OLARAK BELEDİYELERDEN İSTEKLERİMİZ