YILDIRIM HAN BRE DOĞAN YETİŞTİK SABREDİN
OSMANLI’YI KONYA KURDU
İki Yüzlü Muhafazakârlar ve Bir Adam Yaratmak
AFYONKARAHİSAR KİTAP GÜNLERİ
İnsanlığın Yükü: Hafızanın, Emanetin ve İadenin Sergisi
BİR GÜNE SIĞAR MI?
Ev gençleri sorunu ekonomik beka meselesidir
SU VE GELECEK
Çiğne/Hazmet/Düşün/Kendini Yeniden Tasarla!
Konyaspor’da artık bütün yollar finale çıkıyor…
Özbekistan’da “9 Mayıs Xotira va qadrlash kuni’’ Anma ve Saygı Günü, Hatıra ve Kıymet Verme Günü
Türkiye-Suriye Kalkınma Hattı
Yolun Sonu Kupa Olsun
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
5G NE KADAR GÜVENLİ?
AKŞAM OLMAKTA
Berkan Kutlu, Konya mutlu
Ateşkes mi, Sadece Bir Ara Mola mı? İran–ABD Geriliminin Gerçek Anlamı
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
İnsana İyi Gelen Melodiler
5816 KALDIRILMALI MI?
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
"Her nefis ölümü tadacaktır” buyurur rabbimiz.
"Kabirleri ziyaret ediniz. Kabirler insana ölümü hatırlatır, kalbi yumuşatır”,
"Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalışın”
"Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin”
der sevgili peygamberimiz.
Mezarlara girince ne hissedersiniz? Ölüm denilince nasıl bir his içine girersiniz? Mutlaka; annenizi, babanızı, kardeşinizi, eşinizi, çocuğunuzu, sevdiğinizi…mezara götüren olmuştur, hem de kendi elleriyle. Hiç kabir taşı okudunuz mu? Neler yazdığını hafızanıza nakşettiniz mi?
Sevdiklerimizi kabirlere gönderdikten sonra başaımızı ellerimizin arasına alıp derin derin düşündük mü? Düşünüyor muyuz? Bu dünyanın geçici olduğu, her doğanın mutlaka öleceği ve mezara gömüleceği, dünyada iken yaptıklarının hesabını vereceği, kabrin ya cennet bahçesi veya cehennem çukuru olacağı anlayışıyla tefekküre dalıyor muyuz? Ölümden ibret alıyor muyuz? Ölümün her an bizimle olduğuna kafa yoruyor muyuz?
Ölümün; yaşı, rengi, ırkı, cinsiyeti, dini, makam ve mansıbı yoktur. Mearlara girdiğimiz zaman dünyaca zenginlerin de, yüksek makam sahiplerinin de, Firavunların, Nemrutların, Şeddadların, Ebrehelerin, Ebu cehillerin, Dermesillerin…de mezara gittiğini mezarların; zalimlerle dolu olduğunu görürüz. Önemli olan mezarda rahat etmemiz için; Allah'ın emir ve direktifleri doğrultusunda hareket etmek, dünyayı cehenneme çevirmemek, soykırım yapmamak, zulme çanak tutmamak gerekir.
Baktığımız zaman insanların; makamlarını kullanarak insanlar üzerinde tahakküm kurduklarını, makamlarından güç almaya ve dolayısıyla bulundukları konumlarını kötüye kullandıklarını görüyoruz. Sanki hiç ölmeyecek, dünyada ebedi kalacaklarını sanıyorlar. Ama şunu unutuyorlar; her canlı mutlaka Allah'ın huzuruna gidecek ve yaptıklarının hesabını verecektir. Dünyada hoş bir seda bırakmak isteyenlerin; Allah'ın yolunda doğru dürüst gitmesi gerekir.
Kabir Taşları!
Mezarın yazısı, her bir hecesi,
Alanlara mesaj, kabir taşları,
Ya aydınlık bahçe, ya da gecesi,
Kalanlara mesaj, kabir taşları!...
Sessizdir sakini, sinde yatanlar,
Hayatta idiler, bitti o anlar,
Bir şey fısıldıyor, dilsiz mekânlar,
Bulanlara mesaj, kabir taşları!...
Dünyaya gelen can, bir gün ölecek,
Kaçış mümkün değil, herkes gelecek,
İyi yaşayana, müjde olacak,
Bilenlere mesaj, kabir taşları!...
Ârifin alimin taşları farklı,
Çocuğun annenin yaşları farklı,
Şehidin gazinin işleri farklı,
Gelenlere mesaj kabir taşları!
Ölüm Dediğin
Ezan sala arası kısacık an,
Saatler çalıyor geçiyor zaman,
Gelenler gidiyor dönüyor devran,
Her tarafta bulur ölüm dediğin!
Doğanlar şahittir bunu biliyor,
Yazılmış ahittir canı alıyor,
Bak güneş batıyor akşam oluyor,
Yaşayanı alır ölüm dediğin!
Makama mansıba aldanma sakın,
Ensende soluyor vakit çok yakın,
Ahlaklıca yaşa şerlerden sakın,
Tüm evlere dalar ölüm dediğin!
Değişmez gerçektir cinsi dengi yok,
Dini anlayışı ırkı rengi yok,
Avazı soluğu hiç ahengi yok,
Ömrümüzü eler ölüm dediğin!
Tahtları sarayı hep bıraktırır,
Şanları şöhreti bir gün yaktırır,
Hak bilmeyenlere yaşlar döktürür,
Hep acılar salar ölüm dediğin!
Saçları ağartır dişi döktürür,
Ayakların tutmaz beli büktürür,
Gözlerin seçemez gözlük taktırır,
Gençliğini çalar ölüm dediğin!
Herkes binecektir o tahta ata,
Vedalar ettirir tüm saltanata,
"Şeb-i arus”larla en son vuslata,
Sevdiğine güler ölüm dediğin!
Yüzüme baktım da, çizgiler olmuş,
Gözlerin feri yok, morlukla dolmuş,
Şakaklarım çökmüş, benzim de solmuş,
Gece gündüz gelir ölüm dediğin!
Boşa geçirmişim, bunca zamanı,
Gelmeyecek sandım, Hakkın fermanı,
Kalmadı, tükendi dizin dermanı,
Zamanını bilir ölüm dediğin
OSMANLI’YI KONYA KURDU
DOSTLARIN KALEMİNDEN (2)
DOSTLARIN KALEMİNDEN
SELÇUKYA, YENİ BİR PROJEYE DAHA İMZA ATTI
TÜRKLERDE EĞİTİM, EDEBİYAT VE ŞİİR
BAŞKASINI ELEŞTİRMEDEN ÖNCE KENDİMİZİ ELEŞTİRİYE TABİ TUTALIM
TEMİZ TOPLUM KUR’ANCA TEFEKKÜRLE MÜMKÜNDÜR
OKULLARDA ŞİİR SEVGİSİ
KUR’AN’A UYSAYDIK, BU BADİRELER GİRMEZDİK!
NEDEN BU HALE GELDİK?