SELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!
Şehir Diplomasisinde Tarihi Konya Zaferi
KIYAMETE KADAR TÜRKLERE VERİLEN GÖREV “KÂBE MUHAFIZLIĞI”
Cevher mi, Cüruf mu, Köpük müyüz?
BU ONUR KONYA’NIN, BU BAŞARI UĞUR İBRAHİM ALTAY’IN
IBAN hesaplarıyla ilgili yeni düzenleme yolda
TÜRKİYE’NİN ÇELİK ZIRHI: CUMHUR İTTİFAKI...
Mezuniyet Törenleri ve İkiyüzlülüğümüz
TOPRAĞINI KAYBEDEN GELECEĞİNİ KAYBEDER
AŞÛRE GÜNÜ VE KANAYAN YARAMIZ KERBELA
“İYİ Kİ VARSINIZ“
Selçuklu Konferansları ve Ölümsüzleşen Mirası
Necmeddin Kübra Uluslararası Sempozyumu ve Ebu Reyhan Biruni Ürgenç Devlet Üniversitesi
EN İYİ ARKADAŞIM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
AKŞAM OLMAKTA
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
2017 yılında; "Kaybettik” isimli bir şiir yazmış; Fikir-Sanat-Kültür Adamları Derneği ve Aydınlar Ocağı Salı sohbetlerinde okumuştum. O şiiri tekrar hatırlayalım;
Kaybettik!
Dilarayı zayettik,
Dilrubaya aybettik,
Hiç dilşad olamadık,
İrfanımız kaybettik!
Gülzarlarda har olduk,
Yüzsüzlere yar olduk,
Yarana ağyar olduk,
İz'anımız kaybettik!
Musa'ları bilmedik,
İsa'ları bulmadık,
Sevgiliye varmadık,
İhlasımız kaybettik!
Dil kıraat almadı,
Kalp tilavet kılmadı,
Düşünceye dalmadı,
Tefekkürü kaybettik!
Amacım, moral bozmak, umutsuzluk pompalamak, dünyamızı karartmak değildir. Ama böyle bir gerçeklik yok mu toplumda? Böyle bir hamak içinde olduğumuz için "insanlık” kimliğimizi yitirmiş durumdayız!
"Dilârâyı za'y ettik” derken, gönülleri süsleyen, gönül alan, insan kazanan bütün güzellikleri yok etmedik mi? Hala da yok etmeye çalışmıyor muyuz? "ben yiyeyim sen yeme, ben iyiyim sen fena” anlayışı varlığını sürdürmüyor mu? Başı kaf dağında olanımız yok mu? Kibir dağlarında dolanan, "küçük dağları ben yarattım” diyen, bütün güzel hasletleri berhava edenlere rastlamıyor muyuz?
Tüm güzellikler kaybolunca "irfan” denilen ve bizi biz yapan değerlerimizi kaybetmedik mi?
"Kale içten fethedilir” denilen çok anlamlı bir söz vardı, nereye gitti? Hani; "Abdalan-ı Rum, Bacıyan-ı Rum, Gaziyan-ı Rum” anlayışı?
"Gülzarlarda har olduk” sözü; tüm güzellikleri kaybedince, gül bahçesini dikene çevirdik. Yüzsüzleri dost edindik, dostları düşman yaptık. Böyle olunca da "iz'an” dediğimiz güzel sıfatları kaybettik.
Hani sık sık; "Ne Musa'ya yarandık, ne İsa'ya yarandık, Muhammed'i küstürdük, ortada kaldık” sözünün şiire yansıyan şekli;
Musa'ları bilmedik,
İsa'ları bulmadık,
Sevgiliye varmadık,
İhlasımız kaybettik! Biçiminde söylendi.
İlk emir oku olmasına rağmen okumanın "o” sunu bile unuttuk. Halbuki okumak, en önemli ibadettir. Okuma olmadan ne namaz olur, ne oruç, ne zekat ve ne de hac…tabii okuyoruz derken, dilimiz ne okuduğunu bilmiyor. Okuma üç türlüdür; dil ile okuma; Kıraat, kalp ile okuma; tilavet, beyin ile okuma; tefekkür.
Dil kıraat almadı,
Düşünceye dalmadı,
Tefekkürü kaybettik!
Sonuç; okuma özelliği kaybolanın, ne düşüncesi kalır ve ne de tefekkürü! Tefekkür kaybolunca, inancımızda tortu beliriyor, İslam anlayışımız eksik oluyor. Dolayısıyla kendini bilmezlerin, "hoca” kılıklı din simsarlarının eteğine yapışıyoruz!
SELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!
BİLMEK YETMİYOR
DÜNYAYA GELMEKLE İŞ BİTMİYOR
UBUNTU
ULUSLARARASI İSLÂMÎ İSTİŞARE
MÜSLÜMANIN HAYATI HİCRETTİR
HAYATIMIZI NASIL GEÇİRİYORUZ?
HAYAT DEDİĞİMİZ
ACI BAŞLANGIÇ, HAYIRLI SONUÇ!
YAZMAK, DÜNYANIN EN MUTLULUK VEREN İŞİ