YILDIRIM HAN BRE DOĞAN YETİŞTİK SABREDİN
OSMANLI’YI KONYA KURDU
İki Yüzlü Muhafazakârlar ve Bir Adam Yaratmak
AFYONKARAHİSAR KİTAP GÜNLERİ
İnsanlığın Yükü: Hafızanın, Emanetin ve İadenin Sergisi
BİR GÜNE SIĞAR MI?
Ev gençleri sorunu ekonomik beka meselesidir
SU VE GELECEK
Çiğne/Hazmet/Düşün/Kendini Yeniden Tasarla!
Konyaspor’da artık bütün yollar finale çıkıyor…
Özbekistan’da “9 Mayıs Xotira va qadrlash kuni’’ Anma ve Saygı Günü, Hatıra ve Kıymet Verme Günü
Türkiye-Suriye Kalkınma Hattı
Yolun Sonu Kupa Olsun
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
5G NE KADAR GÜVENLİ?
AKŞAM OLMAKTA
Berkan Kutlu, Konya mutlu
Ateşkes mi, Sadece Bir Ara Mola mı? İran–ABD Geriliminin Gerçek Anlamı
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
İnsana İyi Gelen Melodiler
5816 KALDIRILMALI MI?
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
2019'dan, 2020'ye geçerken ne güzel temennilerde bulunmuş, hayal dünyamızda ne kadar da hoş ve tatlı zamanlara gireceğimizi, girmemiz gerektiğini ümit etmiştik. Hani "insan hayal ettiği müddetçe yaşar” denilen bir söz var ya, aynen öyle hoş sözlerle kendimizi avutmuştuk.
Aslında her zaman kendimizi avutuyor, züğürt tesellisiyle teselli buluyoruz. Kendimizi bildiğimizden beri bu böyle devam ediyor. Biz zannediyoruz ki yarın, bugünden daha güzel olacak. Evet, sevgili peygamberimizin çok manidar sözü; "İki günü birbirine eşit olan ziyandadır” bize bir şey anlatmamış, sadece; "hadis” diye okuyup geçmişiz, okuyup geçiyoruz. Hatta daha etkilisi, daha da bizi bağlayan şu ilahi ilke değil mi; "Niçin yapmadığınızı söylersiniz?” bu ikaza uyuyor muyuz? Uyduk mu?
Meseleyi teker teker ele alalım, neredeyse bir yıla yakın zamandır mücadele verdiğimiz Koronavirüs, bizde ne gibi etki yaptı? Hangi güzellikleri edindik, hangi hatalarımızdan vazgeçtik? Bu salgın olmadan önce dünya ateş çemberindeydi. "Süper” adı verilen birkaç emperyalist ülke, "Dünyanın efesi benim, benden habersiz kuş uçmayacak. Dünya haritasını ben belirler, raconu ben keserim…” diyordu. Ellerinde en modern silahlar mevcuttu. Kendileri silahlanacaktı ama diğer ülkelerin silahlanmalarına izin verilmeyecekti ve verilmiyordu. Savaş, terör, kan, gözyaşı, sömürü, katliam… bunların mesleği olmuştu tarih boyu!
Dünyada Müslüman ülkelere karşı bir hınç kampanyası başlatmışlardı. Bu, yakın zamanın uygulaması değil, kökü ta eskilere dayanıyordu. Aklını, beynini kullanmayan İslam ülkelerinin yöneticilerini önce mankurtlaştırdılar, sonra da kendi milletine, kendi dindaşına kurşun attırdılar, kendi ülkesinde darbe yaptıracak hale getirdiler.
İslami hassasiyetimiz erozyona uğradı. Herkes kendine göre bir "İslam” anlayışı geliştirmeye çalıştı. Halbuki İslam'ın iki ana kaynağı vardır; Kitap (Kur'an'ı Kerim) ve Sünnet (Hz. Peygamberin; söz, fiil ve davranışları). Kur'an bize; "düşünmez misiniz? Akletmez misiniz?...” diye uyarıda bulunur. "Müslümanların kardeş” olduklarını hatırlatır. "Bir fasık haber getirdiği zaman araştırın” der.
Tevhit anlayışımızda yanlışlar var. Her gün beş vakit namazımızda; "yalnız sana ibadet eder, yalnız senden yardım bekleriz” diyerek akdimizi yeniliyoruz. Ama akit orada kalıyor, namaz bitince akit de bitiyor. Allah'a ibadetin yerini, para, kadın, makam, mevki… alıyor. O'ndan istediğimiz yardım, yerini; zenginler, para babaları, rant, cebi ve mideyi dolduracak her türlü nesne meşgul ediyor!
İsraf diz boyu; her gün çöplere binlerce ekmek atılıyor. Mahallemizde, aç insanlar dolaşıyor, bir kuru ekmeğe muhtaç insanlar var toplumda! Bu durumda cemaatle namazımızı, orucumuzu, haccımızı, zekatımızı… sorgulamamız gerekmez mi? Toplumda; aç, açık. Muhtaç, mağdur…canlar varsa zekat verilmiyor, sadakalar yerini bulmuyor demektir.
Samimiyetimiz dilimizin ucunda, kalbe inmiyor. Hz. Hacer'in, Hz. İbrahim ve Hz. İsmail'in imanını kaybettik galiba. Hz. Hatice'nin-ki "Kübra” lakabı boşuna verilmedi-
Kur'an hayatımızın neresinde? Konuşmalarımız, giyim kuşamımız, ev ahvalimiz, muhabbetlerimiz, dost ve arkadaş ilişkilerimiz… hülasa hayatta yapmamız gereken şeylerde Kur'an'ca mı hareket ediyoruz? Yoksa onu bir kenara atarak mı hayat sürüyoruz? Yaşadığımız gibi mi inanıyoruz? İnandığımız gibi mi yaşıyoruz?
Kaybettik!
Acı kahveler içtik, dost hanesinden,
Telve ağızda kaldı, nazı kaybettik,
Muhabbetlere daldık, şahanesinden,
Dostluk mazide kaldı, özü kaybettik!
Şifalı yakı sardık, dert gitsin diye,
Yaraya merhem sürdük, berkitsin diye,
Onulmaz yaraları, terk etsin diye,
"Geçmiş olsun” diyecek, sözü kaybettik!
Eğlendik ve de güldük, safiyane hep,
Cananlara göz olduk, sahiyane hep,
Ahbaplarla can bulduk, dahiyane hep,
Can çıktı huy çıkmadı, azı kaybettik!
Tebessümü kâr kıldık, mutlu gün için,
Maskeleri bâr bildik, kutlu gün için,
Dostlarla bahar bulduk, tatlı gün için,
Sevinçler tasa oldu, bizi kaybettik!
Kültürümüzle güldük, ele ele verdik,
İnsanı kardeş kıldık, murada erdik,
Desen desen renk aldık, kilimler serdik,
Musiki nağmesinden, sazı kaybettik!
Kalpler sevgiyi sildi, tekliyor şimdi,
İnsanlık rafta kaldı, bekliyor şimdi,
En nadide yerinde, saklıyor şimdi,
Derin hasret içinde, sizi kaybettik!
OSMANLI’YI KONYA KURDU
DOSTLARIN KALEMİNDEN (2)
DOSTLARIN KALEMİNDEN
SELÇUKYA, YENİ BİR PROJEYE DAHA İMZA ATTI
TÜRKLERDE EĞİTİM, EDEBİYAT VE ŞİİR
BAŞKASINI ELEŞTİRMEDEN ÖNCE KENDİMİZİ ELEŞTİRİYE TABİ TUTALIM
TEMİZ TOPLUM KUR’ANCA TEFEKKÜRLE MÜMKÜNDÜR
OKULLARDA ŞİİR SEVGİSİ
KUR’AN’A UYSAYDIK, BU BADİRELER GİRMEZDİK!
NEDEN BU HALE GELDİK?