MESAJ YÜKLÜ BİR HİKÂYE

NECATİ BEY İLKOKULU mezunuyum. Okul, Kızılay Hastanesinin karşısındaki otoparkın bulunduğu yerdeydi. Buradan hareketle size düşündürücü bir hikâye anlatacağım.

Bir gün öğretmenimiz;

"-Çocuklar yarın erken gelin, evde kahvaltı yapmayın. Herkes evinden su bardağı veya maşraba getirsin süt içmek için, okulda süttozu ve peynir verilecek” deyince sanki bayram yapmıştık.

Peynir tamam da, süttozu nedir, nasıl bir şey bilmiyorduk. Sütün de tozu mu olurmuş? Ertesi gün büyük bir heyecanla hazırlandım, mahalledeki arkadaşlarla birlikte okul yoluna koyuldum. Okula girdiğimde bahçede masalar kurulmuş, öğretmenlerde bir telaş vardı. Masalara birer ikişer oturduk. Gelecek olan süttozu ve peynirleri merak ediyorduk. Biraz sonra teneke kutularda bir şeyler geldi. Teneke kutuların üstünde el resimleri vardı. İtinayla kutular açıldı, içinden sarı renkte bir şeyler çıktı. Ben onları tereyağı sandım, meğer peynirmiş! "Sarı peynir mi olur?” diye kendi kendime sordum. Demek ki oluyormuş.

Ta neden sonra öğrendim ki o, süttozları, peynirler marshalle yardımıymış(!) ABD, bize dostluk(!) nişanesi olarak göndermiş, yenmeyen peynirleri, nesle zarar veren süttozlarını!

Bu hikâyeyi dikkatle okumanınız istirham ederim;

 

1955-60'lar, öğrenciler, Amerikan yardımı olarak yurda gelen sulandırılmış süt tozlarını içmek için sıradalar…

O günlerden yaşanmış bir anı

"1960'lı yıllarda ilkokula gidiyordum.

Öğretmenimiz süt tozu paketleri dağıttı; ABD'den yardım olarak gelmiş!

**

Bizim evde 100'e yakın keçi vardı, 30'dan fazla inek vardı.

Süt ve yoğurdu satma imkânımız yoktu.

Bize yetecek kadar her türlü süt ürünümüz vardı.

Ama ben cicili paketler içindeki süt tozu paketlerini sevine sevine eve getirdim.

Eve girmeden önce avluda dedemle karşılaştım; ‘elindeki nedir?' diye sordu. Açıkladım… ‘Bizim sütümüz var, götür onu geri ver, sütü olmayan çocuklara versinler.' dedi. aslında köyümüzde sütü olmayan ev yoktu. ben biraz duraklayıp götürmek istemedim. ‘Oğlum, bunlar bizim iyiliğimiz için bunu vermiyorlar, bizi zehirlemek için gönderiyorlar!' dedi.

**

Ben okulda aldığım derslerden kendime güvenerek dedeme karşı geldim.

Söylediklerini okula gitmemiş dedemin cehaletine yordum.

Ona itirazlar ettim.

Beni ikna edemeyince inandırmak için bir deneye başvurdu. Güçlü bir köpeğimiz vardı. ‘Git, süt tozunu süte çevir getir.' dedi. Gittim, süt tozundan süt yapıp getirdim. Köpeğimiz kulübesinde idi.

**

Götürdük ve önüne koyduk.

Ağzını koydu, yaladı, çekti, bırakıverdi; ‘Siz beni zehirlemek mi istiyorsunuz?!.' anlamında hırsla bize baktı.

Saldıracak gibiydi.

Kabı aldık.

Dedem onu suda yıkadı.

Sonra bana ‘git, evden bizim sütten getir.' dedi.

Evden yarım kilo kadar sütü götürüp yıkanmış kaba koydum. Yine köpeğin önüne sürdük.

Ağzını koydu.

Bir defa nefes aldı.

İki içimde sütü bitirdi. dedem hiç okula gitmemişti ama öğretmenimden ve o sütleri okulumuza gönderen yetkililerden daha çok şey biliyordu…”

Ve bu dağıtılan süt tozlarından sonra Turkiyede ilk "Çocuk felci vakaları görüldü ve felç salgını başladı.” Sonra ne mi oldu?

Amerika bize milyon dolarlar karşılığında çocuk felci aşıları sattı..

Ne kadar manidar..

Bizi bomba ve silahlarla öldürenlerin, aşı ve yiyeceklerini masum gördüğümüz sürece daha çok aldanacağız. Önce bizi hasta edip, peşine ilaç ve aşısını satıyorlar!

(Alıntı)

 

Amerika!

Masum insanların, suçsuz canların,
Şimdi hesabını ver Amerika,
Ateşe verdiğin o mekânların,
Kor ateşlerine gir Amerika!

 

Kanları akıttın, yürekler yaktın,
Terörler estirdin, ilenç bıraktın,
Kaoslar çıkarttın, hanuman yıktın,
Kafanı taşlara vur Amerika!

 

Aylan bebeklerin neydi günahı?
İnsanlık ağladı, yükseldi ahı,
Zalimlerin asla, olmaz sabahı,
Bundan sonrasını gör Amerika!

 

Yaptığın hileler çıkmaz mı sandın?
Şeytanlara uydun, taguta kandın,
İnsanın kanına, ekmekler bandın,
Ebedi kurtulman zor Amerika!

 

"Demokrasi” lafı hepten yalandı,
"Süper güç” mumun teröre inandı,
Zehirle tutuştu zehirle yandı,
Korkulu rüyanı yor Amerika!

Yazarın Diğer Yazıları