Peygamberler, Örnek Alınacak İnsanlar

Dünya, hengamelerle boğuşuyor. İnsanlıkta; sıkıntı, problem, gaile fazla! Kişisel menfaatler, milli, dini, insani menfaatlerin önüne geçti! Ahlak, ayaklar altında sürükleniyor! Ailelerde; kavga, geçimsizlik, boşanmalar, çocukların anne ve babayı dinlememesi, başına buyruk tavırları… aldı başını gidiyor!
Esnafımız, sanayicimiz, iş adamımız, yöneticilerimiz, değer verdiğimiz ve adına “kanaat önderi” dediğimiz insanlarımızda kırılmalar söz konusu! Parası olanlar, parasını çarçur etmenin, makam sahibi olanlar, makamlarını kötüye kullanmanın çabası içinde! Kazançlarımızın bereketi yok. Sağlığımız bozuk. Düşüncelerimiz bulanık ve karmaşık!...
Kandil kutlamaları dışında camilerimizin doluluk oranları, yarıdan da az! Ne zaman Cuma namazına gelenlerin sayısı, sabah namazlarında da olursa o vakit peygamberimizi sevdiğimizi ispat etmiş oluruz!
Hiçbir peygamber, tembel değildi. Hepsi elinin emeğini yer, helal yoldan kazanır, haksızlık yapmaz, kul hakkı yemezdi! Aynı şekilde hiçbir peygamber; cami köşelerine çekilip, eline tespihini alıp, eli boş şekilde mıymıntı vaziyette durmaz, mücadele ederdi. Neyle mi? Haksızlıkla, insanlığı tehlikeye düşüren tavırlarla, ahlaksızlıkla, insan hakkı ihlalleriyle…
Haksızlık konusunda anne ve babaları da olsa karşı durmuş, tepki göstermişlerdir. Kimseden ses çıkmasa bile tek başlarına dimdik ayakta durmasını bilmişler, bu hususta ölümü göze almışlardır! Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Lut, Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed (SAV) açık örneklerdir.
Kur’an niçin gönderildi? Örnek alınsın, okunsun, içindekiler uygulansın, hayatımızın akışı değişsin diye öyle değil mi? Her gün beş vakit namazlarımızda Kur’andan ayetler okunuyor, Allahımızla konuşuyor, O’nun mektubunu okuyoruz! Mektuplar; açılmadan, içinde ne yazıyor diye okunmadan mı bize yarar sağlar? Yoksa okunup, neler istiyor, neler istemiyor… bilerek hareket etmek mi? Peygamberlerin en önemli görevi; ahlaklı toplum yetiştirmek, bir haksızlık gördüğünüz zaman önce elinizle değiştirin, buna gücünüz yetmezse dilinizle değiştirin. Buna da güç yetiremezseniz kalben buğz edin…Mümin, eliyle diliyle başkasını rahatsız etmeyendir, komşusu açken tok yatan bizden değildir. Yanınızda çalıştırdığınız elemanlara, yediğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin. Komşunuza kötü nazarla bakmayın. Ölçü ve tartıda hile yapmayın. Hiçbir mümine beddua etmeyin… gibi ahlaki ve hayati ilkeleri anlatmak ve uygulamaktır.
Kur’an, insanı inşa eder. Önce peygamberleri, ardından kutsal kitapların emirlerine, peygamberlerin öğütlerine uyanları inşa eder. Yani “temiz toplum” meydana getirmek ister. Temiz toplum kendiliğinden mi oluşur? İlahi emirlere uyulmazsa, Allah’ın dedikleri yapılmazsa, peygamberlerin sözleri nazarı itibara alınmazsa nasıl temiz toplum oluşacak?
“Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.” (ÂL-İ İMRAN/104)
“Onlar, Allah’a ve ahiret gününe inanırlar. İyiliği emrederler. Kötülükten men ederler, hayır işlerinde birbirleriyle yarışırlar. İşte onlar Salihlerdendir.” (ÂL-İ İMRAN/114)
“Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah’a ve resulüne itaat ederler. İşte bunlara Allah rahmet edecektir. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (TEVBE/71)
“Muhammed, Allah’ın resulüdür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onların, ruku’ ve secde halinde, Allah’tan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün….”(HUCURAT/29)
İlkeler meydanda. Her şey apaçıkken, neyimizi paylaşamıyoruz da, birbirimize giriyor, kardeşlik bağlarımızı zayıflatıyoruz? Kâfirin sözlerine mi itibar edeceğiz? Yoksa Kur’anın ve peygamberlerin sözüne mi? Bu ilkelere uymazsak, ne Mevlid kandilleri, ne Regaib kandilleri, ne Berat kandilleri, ne Mirac kandilleri ve ne de Kadir geceleri bizi kurtarır! O zaman, bir Suriye, bir Irak, bir Mısır, bir Lübnan, bir Arakan, bir Doğu Türkistan… oluruz Allah korusun!


Yazarın Diğer Yazıları