YILDIRIM HAN BRE DOĞAN YETİŞTİK SABREDİN
OSMANLI’YI KONYA KURDU
İki Yüzlü Muhafazakârlar ve Bir Adam Yaratmak
AFYONKARAHİSAR KİTAP GÜNLERİ
İnsanlığın Yükü: Hafızanın, Emanetin ve İadenin Sergisi
BİR GÜNE SIĞAR MI?
Ev gençleri sorunu ekonomik beka meselesidir
SU VE GELECEK
Çiğne/Hazmet/Düşün/Kendini Yeniden Tasarla!
Konyaspor’da artık bütün yollar finale çıkıyor…
Özbekistan’da “9 Mayıs Xotira va qadrlash kuni’’ Anma ve Saygı Günü, Hatıra ve Kıymet Verme Günü
Türkiye-Suriye Kalkınma Hattı
Yolun Sonu Kupa Olsun
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
5G NE KADAR GÜVENLİ?
AKŞAM OLMAKTA
Berkan Kutlu, Konya mutlu
Ateşkes mi, Sadece Bir Ara Mola mı? İran–ABD Geriliminin Gerçek Anlamı
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
İnsana İyi Gelen Melodiler
5816 KALDIRILMALI MI?
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
Arapça'da "dörtlü, dörtlük” anlamına gelen rubâî kelimesi (çoğulu rubâiyyât) edebiyatta dört mısradan meydana gelen şiirlere verilen addır. Rubai, aruz ölçüsüyle yazılır. Birimi dörtlüktür. 4 dizelik (mısralık) bir Divan Edebiyatı nazım biçimidir.
Rubâî Türk edebiyatı olup Orta Asya'dan İran'a geçmiştir. İslâmiyet'ten sonra aruzla söylenmesiyle meydana gelmiş bir İran nazım şeklidir.
Tasavvuf heyecanını dört mısralık bir nazım kalıbı içinde ifade etmeye imkân sağladığı için bu tür daha başlangıcından itibaren sûfîlerin ilgisini çekmiştir. Tasavvufî rubâînin Fars edebiyatındaki mûcidi olarak Ebû Saîd-i Ebü'l-Hayr (ö. 440/1049) anılır. Dört mısradan oluşan küçük nazım şeklidir.
Rubâî, gazelin ve tasavvufun zirveye çıktığı VII. (XIII.) yüzyılda da gelişme göstermiş, Ferîdüddin Attâr rubâî türüyle Muḫtârnâme adında bir eser kaleme almıştır. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'nin 2000 civarında rubâîsi bulunmaktadır.
Rubailerde aşk, şarap, dünyanın türlü nimetlerinden yararlanma, hayatın anlamı ve hayat felsefesi, tasavvuf ve ölüm gibi konular işlenir.
Rubâîler ya birinci, ikinci ve dördüncü mısraları kafiyeli, üçüncü mısraı serbest ya da dört mısraı birbiriyle kafiyeli şekilde olur.
Rubai türünün en önemli temsilcilerinin başında İranlı şair Ömer Hayyam gelmektedir. Türk edebiyatında ise Nabi, Fuzuli, Haleti, Yahya Kemal gibi isimler bu türün temsilcileri arasında yer alır. Arif Nihat Asya ve Nef'i de rubai ile şiir yazmışlardır.
Çok eski zamanlarda "Zerdüşt” Edebiyatında rubai şeklinde manzume yoktur. Rubailer, felsefi bir fikir için, dua olarak, hatta hicviye olarak da yazılmıştır.
İran Edebiyat tarihçisi E.G. Brovvne: "Rubai, İran şiir dehasının en eski mahsullerindendir ve her türlü konu için kullanılır” der. Hz. Mevlana'nın da Rubaileri mevcuttur.
Buradan hareketle bu abd-i aciz de; "CAN SUYU (RUBAİLER)” adıyla bir çalışma yapmaktadır.
Bugün sizinle Rubai örneklerimi paylaşmak istiyorum.
(1)
Mezarlara bir göz at, kimdi, neydi, nasıldı?
Hayat denilen âlem, kısacık bir fasıldı.
Birçok ibretle dolu sessizlerin diyarı,
Mahlukatın boynuna kader diye asıldı.
(2)
Sevgi kalplere girsin faziletler büyüsün,
Dünya el ele versin muhabbetle yürüsün.
Mazlumlar ağlamasın zalimin zulmü bitsin,
Gözyaşı silinsin âlemi neşe bürüsün.
(3)
Evlilik Kafta kalmış temelimiz çürümüş,
Kutsallık lafta kalmış amelimiz çürümüş.
Aile gemisinde bora var fırtına var,
İdealler yok olmuş emelimiz çürümüş!
(4)
Zümre-i Muhabbetler gönülleri şad eder,
Gayyaya düşen sefil, dünyayı naşad eder,
Esfel-i safilinler top yekûn karşı olsa,
Allah'ın has kulları ruhları küşad eder.
OSMANLI’YI KONYA KURDU
DOSTLARIN KALEMİNDEN (2)
DOSTLARIN KALEMİNDEN
SELÇUKYA, YENİ BİR PROJEYE DAHA İMZA ATTI
TÜRKLERDE EĞİTİM, EDEBİYAT VE ŞİİR
BAŞKASINI ELEŞTİRMEDEN ÖNCE KENDİMİZİ ELEŞTİRİYE TABİ TUTALIM
TEMİZ TOPLUM KUR’ANCA TEFEKKÜRLE MÜMKÜNDÜR
OKULLARDA ŞİİR SEVGİSİ
KUR’AN’A UYSAYDIK, BU BADİRELER GİRMEZDİK!
NEDEN BU HALE GELDİK?