Sevgi Demetleri

Tasavvufta, Allah aşk ile bilinir ve O'na aşk ile yaklaşılır. İnsanların da birbirlerine sevgi ile yaklaşmalarının nedeni budur. Sevgi ortadan kalkıp soğukluk baş gösterdiğinde yaklaşma mümkün olmaz.

Sevgi, sıcaklıktır. Tasavvufa göre sıcaklık, yaklaştırıcıdır. Sevgi ve onun verdiği sıcaklık ne kadar fazla olursa, Allah'a da o kadar fazla yaklaşılır.

Bu sıcaklığın etkisiyle, insanın eskiden değer verdiği her şey, yanıp kül olur ve gözünden düşer.

Sevgi, her şeyin özüdür. Hiçbir şeyi sevmeyen insanın, taştan farkı yoktur. Sevgisi olmayanlar, diğer insanlar tarafından itilip kakılır ve taş gibi bir yerde durup kalmaya mahkumdur.

Seven insan; sıcak kanlıdır, insanlarla rahat diyaloga girer, herkesle barışıktır. Bu yüzden herkes ona yaklaşır.

"Gizli bir hazineydim, bilinmek istedim” sözünde; sevgi vardır, muhabbet vardır.

Sevgi, ilahi sıfatlardandır. İnsanda hayvani sıfatlar da olduğu için, sevgi, bu kötü sıfatları ortadan kaldırır.

Sevgi, insanları birliğe götürür. O bakımdan en büyük sevgi ALLAH SEVGİSİDİR.

Sevgi, karşılıklıdır. İnsan bir kişiyi severse, o sevdiği de, seveni sever. Bin kişiyi severse, o bin kişi de, onu seveceği için, o kişi, o bin kişinin maşuku olur. İşte burası; "MAKAM-I MAŞUK”tur.

Sevgi ve muhabbet, insan içindir. İnsanları birbirine bağlayan, sıkıntılarını gideren, dertlere derman olan, yardımlaşmayı sağlayan da sevgidir. Seven insan; güzel görür, güzel karar verir, tatlı dillidir.

Sevgiyi içine yerleştiren insan; ailesine, yakın çevreye ve her tarafa bunu yayar. Dolayısıyla bu insanda; hoşgörü, sabır, güler yüz, samimiyet ve empati duyguları gelişir.

Kainat, sevgiyle cennet olur. Sevgi; insanın gönlünü, evini, çevresini, işini, aşını, bakışını gülistan yapar.

Seven sevilir. Sayan sayılır. Allah bunun için; "Sizin duanız olmasa Allah size ne diye değer versin” derken bu anlatılır. Tasavvuf dilinde buna; "MAKAM-I MAHMUD” adı verilir.

"sevdim”, "seviyorum” demek kolay, ama sevilmek, sevgiye layık olmak zordur. Güzel konuşan, güzel iş yapan, herkesle ilgileneni herkes sever.

  1. temizlik şarttır” desem ne dersiniz? Gerçekten, temizlik olmadan sevgi olmaz. İç alemi kötülüklerle dolu, fitne fücur olan kimse temiz değildir. O yüzden; "Önce can, sonra canan” sözü bunu anlatmak için yerinde bir sözdür. İçi dışı bir olmayan, insanları sevemez. Bırakın insanları; tabiatı, çevreyi, hayvanları ve dolayısıyla ALLAH'ı sevmez.

 

Sevgi; ilahî sevgi, insanî sevgi, erotik sevgi diye farklı gruplara ayrılabilir. İnsanın olgun özelliklere, güçsüz ve zayıf insanlara, hayvanlara olan sevgisi bu alt grupları oluşturur.

Aşk, sevginin tutkulu ve derin biçimidir. Aşkın en önemli özellikleri; sadakat, bağlılık ve şefkattir. Bu üç hususiyet, aşk ile sevgi arasındaki farkı gösterir. Âşık olan kişide önceliği duygular almış ve muhakeme ikinci plâna düşmüştür. İhtirasla seven kişilere ‘delicesine âşık' denilmesinin sebebi de budur. Âşık, sevdiği için kendi çıkarını terk eden kişidir.

Aşkta hoşlanma ve sevgide yaşanandan farklı olarak şefkat vardır. Genel olarak aynı doğru üzerinde bulunduğu düşünülse de sevgi ile şefkat birbirinden ayrı şeylerdir. Bir insanın aşık olup olmadığı onun şefkatine bakarak anlaşılabilir. Ayrıca şefkat, karşılık beklemez ve şarta bağlı değildir. Şefkat hisseden kişi aşık olduğu insanı ne pahasına olursa olsun mesut etmek ister.

Âşık, ‘Onu mutlu etmeliyim' düşüncesiyle hareket eden, sevdiğine karşı her türlü fedakarlığa hazır insandır. Hakiki aşk, tanımlanarak yaşanan aşktır. Aşk, samimiyet ve içtenlik taşıyan bir histir. Âşık, ‘sevdiğime bütün sırlarımı anlatabilirim ve o hayatımdaki en özel kişidir' diye düşünür. Ayrıca aşkta mantığın ikinci plânda olduğu, tutkunun yaşandığı bir boyut vardır.

Aşk ile bağlılık arasında da yakın bir ilişkiden sözedilebilir fakat her aşk bağlılık, her bağlılık da aşk demek değildir. Bazı insanlar birbirlerine bağlı olduklarını zannetseler de onları bir arada tutan, ortak menfaatleridir. Çıkar ortadan kalktığında sevgi ve aşkta uçar. Menfaat özellikle mecazî sevgilerde görülür.

Meselâ, bir insanı fizikî güzelliği için seven kimse, güzellik ortadan kalkınca sevmekten vazgeçer. Oysa gerçek aşkta karşıdaki insanın kimliğini sevme duygusu hâkimdir. Bir kimse sevdiği kimse için ‘onunla beraber olmadığımda mutlu değilim' diye düşünüyorsa bu aşktan kaynaklanan bağlılıktır. Ama vatanî görev gibi mecburen hissedilen bağlılıklar da vardır.

Kadın erkeğe, erkek kadına sadıktır lâkin; sevmez ve öfkelene öfkelene bağlıdır. Pek çok evlilikte olduğu gibi itaat vardır ancak bu, askerî görevden kaynaklanan bir itaate benzer.

Burada zaman zaman bağlılıkla karıştırılan bağımlılık kavramını da açıklamakta fayda var: Bağlılıkta kişi sevdiği insan tarafından psikolojik ihtiyaçları karşılandığı için tatmin duygusu yaşar. Oysa bağımlılık çıkar ilişkisidir. Tıpkı başka şansı olmadığı için oluşan şirket ortaklığı gibi


Yazarın Diğer Yazıları