Sevgiye Götüren Yollar

 

 

 

Ağızlarından efir, nefir çıkıyor! Birbirlerinin sözünü dinleme lütfunda bulunmuyorlar! Hele, muhalif bir parti, düşünce ve fikirde iseler… yandım Allah! Artık kim tutar bunları! Çıkın piyasaya, gezin cadde ve sokakları, halka mikrofon uzatın, kameraya konuşturun, ses kayıt cihazına sesini alın… herkes sanki sütten çıkmış ak kaşık! Kendinden başkası; “tu kaka”.

Hatta dini bir konu da olsa mesele aynı! Sanırsın ki adam müfti! O kadar, dini mevzuda ahkam kesiyor ki! Dinleyen, duyan, gören de gerçekten, samimi sanır. Görüntüsü iyi, kalıbı kıyafeti yerinde. Ama gel gör ki yürüyen kütüğe benziyor!

Herkese söz yetiştirmeye mecbur değiliz. Hele o kimse; cahil, ahmak, laf anlamaz, inatçı, dediğim dedik çaldığım düdük diyen biriyse! Ne olur böyle olduğunda? İtibarı, sevgiyi, saygıyı, adamlık vasfını yitiririz.

   

Sevmek zorunda değilsin, ancak sevmiyorsan, zarar da vermeyeceksin. Dünya sadece sana ait değil!

 

Yunus Emre der ki;

 

Bir avuç toprak,

Biraz da suyum ben…

Neyimle övüneyim?

İşte buyum ben!

 

 

Sevgili dostlar, yutmadan önce çiğnemek neyse, konuşmadan önce düşünmek de odur.

 

 Güvenmediğin kimseye aleyhine kullanabilecek hiçbir koz verme.
 İnsanlara doğru değer ver, hak etmeyenleri sil.
 Kimseye yalvarma....
 Asla dönüp arkana bakma.
 Sır tutmasını bil.
 Dostlarının yeri ayrı, sevgilinin yeri ayrı. Sevgilin için dostlarını, dostların için sevgilini satma.
 Kimsenin lafıyla dolduruşa gelme, ama aklının bir köşesinde de tut.
 Bir ilişkiyi kafanda bitirdikten sonra iki çift tatlı söz, iki damla gözyaşı için asla yumuşama.
 Seni sevenlerle kullananları iyi ayırt et.
 Seni dinleyip anlamaya niyetli olmayanlarla tartışma.
 Emrivaki oluşturulan dostlukları kabul etme.
 Eğer verdiğin o kişide kalmıyorsa ikinci bir sır şansı verme.
 Kendini öven insanlardan kaç.
 Karşındakinin doğruyu söylediğini varsayma.
 Kendine saygını yitirmene neden olacak hiçbir şey yapma.
 Sorunun olduğunda insanlar zaman ayırıp seni dinliyorsa onların öğütlerini gözardı etme.
 Göz göre göre su birikintilerine taş atma, mutlaka üzerine sıçrar.
 Gözyaşlarının değerini bil. Onları hak etmeyenler için harcama.
 Senin zekana inanan insanları hayal kırıklığına uğratma.
 Kendini sev.
 Dışarıdaki güneşe bakıp gülümse ve önünde koskocaman bir gelecek olduğunu unutma.
 Dostluğunla yetinmeyenler için hiçbir fedakarlık yapma.
 İnsanları kaybediyorsun diye ağlayıp sızlama, ama kazandığın insanların değerini bil.
 Kimseye taşıyabileceğinden fazla değer verip bununla övünmesine fırsat verme.
 İstediğini almak için asla duygu sömürüsü yapma.
 Sana duyulan sevgiyi ve güveni istismar etme.

Bu ilkelere uymak, hepimizin en birinci görevidir. Daha doğrusu birinci görevi olmalıdır. Olmuyorsa, kimse kusura bakmasın, o zaman “adam”lığı yakalayamayız!


Yazarın Diğer Yazıları