ŞİRAZEDEN ÇIKMADAN

Şiraze; Kitap ciltlerinin iki ucuna konulan ve yaprakları muntazam tutan, ibrişimden örülmüş ince şerit. Dilimizde çok kullanılır. Haddini aşan, edepsizlik yapanlara;  "şirazeden çıkıyorsun” denir. Şiraze nasıl kitabın yapraklarını muntazam tutarsa, edepli, terbiyeli, haddini aşmadan hayat süren insanlar da toplumda huzuru sağlar. Bugün ne kadar da çok ihtiyacımız var buna bir bilseniz. Şirazesi dökülmüş, ciltleri dağılmış, çöplüğe atılmış, kütükleşmiş o kadar mahluk var ki! Hayatı boyunca dinden, diyanetten, Allah'tan, kitaptan, İslam'dan bîhaber yaşamış, bir gün olsun yönünü kıbleye dönmemiş ama kıblelilere, dindarlara, Müslümanlara… dil uzatmaktan geri durmaz. Asla camiye girmemiş, cemaata katılmamış, Ramazanlarda orucun "O”sunu yerine getirmemiş, ezan okuyan müezzinleri darp etmiş, ezandan rahatsız olmuş, her gün yemekte içki eksik olmamış…öldüğü zaman camiye musalla taşına getiriliyor ve; "bu mevtayı nasıl bilirsiniz?” diye sorulunca hep bir ağızdan; "iyi bilirdik” deniliyor.   O kadar şirazeden çıkar ki; Müslümanlar yanında konuşurken sanırsınız, il müftüsü, merkez cami imamı…fakat islami uygulamaya geldi mi, o tarakta bezi yok. Elbette inanmamak da, inanmak da herkesin kendi tercihi ancak, kendi inançsızlığını başkalarına dayatması, başkalarının inancıyla alay etmesi ve baskı unsuru oluşturması, mahalle baskısı yapması….işte burada şirazeden çıkılıyor. Riyakar olmaya gerek yok. İnanmayan inanmaz. "leküm dinüküm ve liyedin”  Önce can sonra canan, Dinde zorlama yoktur. "Niçin yapmadığınızı söylersiniz?”, "ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.” Edep kişinin gönül aynasıdır. (Hz. MevIana), Edebim el vermez edepsizlik edene. Susmak en güzel cevap, edebi elden gidene. (Yunus Emre) Edep, mirasın hayırlısıdır. (Hz.Ömer) Adalet olmadıkça yönetimin, edep olmadıkça asaletin faydası olmaz. (FiIinta) Edep, aklın suretidir. (Hz.AIi) Gezdim Halep iIe Şam'ı, eyledim iImi talep, meğer ilim bir hiç imiş illa edep illa edep. (Yunus Emre) Edepli edebinden susar, edepsiz ben susturdum zanneder. (Mevlana) Her şey, çok oIunca ucuzlar. Edep bunun aksinedir, o çoğaldıkça değeri artar. (Kazım Taşkent) Kişinin edebi, altından daha iyidir. (Hz.AIi) Ey MüsIüman, edep nedir diye sorarsan bil ki edep, her edepsizin edepsizliğine katlanmaktır. (Mevlâna) Edepsiz yaInız kendine fenaIık etmedi. Ateşini belki bütün etrafa yaydı.  (MevIâna) Edep, haddini biImektir. (Ahmed HuIûsi) Edepsizliğin başladığı yerde, edebiyat biter. (M.Akif Ersoy) Akıl gibi mal, iyi huy gibi dost, edep gibi miras ve ilim gibi şeref olmaz. (Hz. AIi) UIu kişi, ârif bir insan, Rabbine karşı edebini bıraktı mı mutlaka helâk olur. (Yahya b.Muaz) Şeytanın katili edeptir. (Hz. MevIana) Ne ibrettir kızarmak bilmeyen çehren, bırak kardeşim tahsili; Git önce Edep, hayâ öğren. –Mehmet Akif Ersoy- Erkeğin tesettürü göz kapaklarıdır. -Hz. Ali (r.a)- Gece yarısından sonra yapılan her şey edebe aykırıdır. -Gustave Flaubert- En güzel edep, güzel ahlaktır. -Hz. Ali (r.a)- İnsanla hayvan arasındaki fark edeptir. -Hz. Mevlana- Kendinden utanmayı bilseydi kişioğlu, gizli kalmış değil, fakat herkesin içinde açıkça işlenmiş nice suç işlenmemiş olurdu. -La Bruyere- Sükût, incelik, edep ve zarafet insanı her gittiği yerde sultan yapar. -Hz. Mevlana-

Yazarın Diğer Yazıları