Bir Kitap, Bir Dipnot ve Bir Medeniyet Meselesi
Özbekistan Mergilan Şehrinde Muhteşem Bir Merkez: Burhaneddin el-Marğinani İlim, Eğitim ve Turizm Külliyesi/ Kompleksi
AK Parti’nin Rantçı Şımarıkları
BEN İNSANIM
İSLÂMİ NATO’NUN AYAK SESLERİ
Türk Lirasıyla Yapılan Dış Ticarette Rekor Artış
ŞAKA MI, SAYGISIZLIK MI ???
Beşten Dördü Gitti, Biri Kaldı!
Mekke Anlaşması
ÇİN TİYATROSU VE BİZİM FİGÜRAN GAZETECİLER
ATA YURDU AYMANAS
OSMANLIDA BİR RAMAZAN NASIL GEÇERDİ?-2-
TÜRKİYE’NİN AFRO-AVRASYA’NIN BÜTÜN ENERJİ VE TEDARİK KORİDORLARINDA VE HATLARINDA YÜKSELEN GÜÇ ETKİSİNİN STRATEJİK GÜÇ ÇARPANI MİMARİSİ DAHA DA DERİNLEŞİYOR.
GENÇLİĞİMİZİ ve GELECEĞİMİZİ TEHDİT EDEN EN BÜYÜK TEHDİT UYUŞTURUCU BAĞIMLILIĞI BELASI
TOPLUMSAL YOZLAŞMA VE OKUL MEZUNİYET PARTİLERİ
Bu Ne Perhiz ? Bu Ne Lahana Turşusu ?
Konya’da iyi ki belediyeler var! Vatandaş ekmek ve etliekmek zammına tepkili…
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
Tâğut, insanları azdıran her şeydir.
İmam-ı Kurtubî:
"Tağut, put ve şeytan demektir” diye beliritr.
Enes bin Malik;
"Tağut; Allahü teâlâdan başka, kendisine ibadet edilen her şeydir” der.
Hazret-i Ömer;
"Tağut, şeytandır” buyurmuştur.
Tağut, tuğyan kelimesiyle aynı kökten türemiştir, insanı azdıran her şeydir.
El-Cevherî;
"Tağut; kâhin, şeytan veya sapıklıkta başı çeken kimsedir” demiştir.
Arap dilinde "haddi aşmak” anlamına gelmektedir. Tağâ'l-mâu sözü, su coştu, taştı demek olup, Kur'an'da da, Nuh tufanı anlatılırken bu şekliyle kullanılmıştır. (Hâkka 69/11)
"et-Tâğıye”; cebbar, inatçı ve kibirli kişiyi ifade eder.
Necm suresinin 17. ayetinde, Rasulullah Muhammed (sav)'in ilk vahyi alma esnasında -doğrusunu Allah bilir ama- Cebrail'i görmesinden bahsederken "Mâ zâğa'l-basaru ve-mâ tağâ” buyrulmaktadır: "Göz kaymadı, sınırı aşmadı.”(Necm 53/17) Bu ayette, tâğutun kök fiili olan ‘ta-ğâ'ya (kök anlamı sabit kalmakla beraber), olumlu bir anlam yüklendiği gözlenmektedir.
Naziat suresinin 37. ayetinde, tuğyan eden yani azgınlaşan, haddini aşan ve dünya hayatını (ahirete) tercih eden kişiye dikkat çekilmektedir: "Fe-emmâ men tağâ. Ve âsera'l-hayâte'd-dunyâ.”(Naziat 79/37) Bu ayette dünya hayatını ahirete tercih etmek, yani geçici/maddi olanı yüceltip, Allah'a ait olan hakikatleri geri plana itmek, ta-ğa fiilini / tuğyanın tefsiri olarak anlamak gerekir.
Tâğut kelimesini Kur'an zihinlerimizde oldukça net bir şekilde belirmesini sağlamaktadır.
Bu ifadeleri; "Tâğutlaşmayın!” "tâğutlaşmaktan uzak durun” şeklinde anlamamız mümkündür. Meşhur bir rivayette "Hud suresi beni ihtiyarlattı” derken Rasulullah'ın, bu ayeti kastetmiş olduğunu burada hatırlatalım. "Fe'stekım kemâ umirte” (emrolunduğun üzere dosdoğru bir istikamet üzere ol!) buyrulurken sadece Rasulullah'a seslenmesi, "ve-lâ tetğav” uyarısında ise çoğul olarak, müminleri de kapsamış olması, önemli bir ayrıntıdır.
Buradan şu sonucu çıkarmamız lazım; Sırat-ı mustakim üzere olanların tâğutlaşmayacağı ya da tâğutlaşanların sırat-ı mustakim üzere olma niteliğini yitirdiklerini söylemek gerekir.
"Zulüm yapanlara imrenmeyin! Sonra size ateş dokunur. Sizin Allah'tan başka evliyanız yoktur. Sonra, yardım da göremezsiniz!”(Hud 11/113)
Müminler tâğuta asla rıza gösteremezler, tâğuttan razı olamaz, tâğuta dua edemezler, tâğutun ömrünü uzatacak tutum, tavır ve ilişkilere giremezler…
Yavaş Yavaş
Hayat bir zakkum ve zehirle pişmiş aş,
Her insan dertli, dertleriyle arkadaş,
Bu gün ağlayan, gülebilir an be an,
Hamken pişirirler bu canı, durmadan,
Ömür sermayesi biter, yavaş yavaş!
Ellerin üşür, belki de ayakların,
Donar kalırsın, zonklar hep şakakların,
Sana arkadaş, mahallen, sokakların.
Sevdirdiysen, bulunur hep ahbapların,
Ya değilse, tükenirsin yavaş yavaş!
Hayatı elif kıl, ölümü de öldür,
Hem sen gül ve hem de başkasını güldür,
Sıratı müstakim, bil, işte bu yoldur,
Hayat dediğin hem diken, hem de güldür,
Dikenli olma, batarsın yavaş yavaş!
Dünyayı cennet kılmak, hep elimizde,
Çektiğimiz belalar, şu dilimizde,
Günaha batmış zavallı halimizle,
Meyve vermeyen kurumuş dalımızla,
Göçer gideriz mezara, yavaş yavaş!
Mal da yüktür insana, her makam da yük,
Çoluk çocuk, emvalin sınavı büyük,
Sırtımızdayken günah vebali, bu yük,
Çekebilir misin; bu bir dağ, bir hüyük,
Tevbesiz ölürsün sonra, yavaş yavaş!ATA YURDU AYMANAS
MESELELERE KUR’AN PENCERESİNDEN BAKMAK
“BEN”LİKTEN, “BİZ”LİĞE
DURMADAN YAZIYORUM VE YAZACAĞIM
YER GÖK ALBAYRAKTI!
RABBİM, ÜLKEMİZİ HER TÜRLÜ MUSIBETTEN MUHAFAZA EYLE!
KONYA’MIZIN KIRMIZI GÜLÜ
KENTSEL DÖNÜŞÜM ÇALIŞMALARI
SEN SENİ BİL SEN SENİ
SELÇUKYA KÜLTÜR SANAT DERNEĞİ OLARAK BELEDİYELERDEN İSTEKLERİMİZ