Tatil Mi, Vakit Öldürmek Mi?

Şunun adını iyi koyalım; tatil mi? tembellik mi? tatil mi? vakti öldürmek mi? tatil mi? ömür sermayesini boşa harcamak mı? Bir insan, doğumundan ölümüne kadar; çalışmak, üretmek, insanlığa yararlı işler yapmak, hayat sermayesini en iyi biçimde değerlendirmek zorundadır.
Bizde tatil; yan gelip yatmak, hiçbir işle ilgilenmemek, gazete ve kitap okumamak, dünya ile irtibatı kesmek… olarak algılanır! Varsa yoksa denize girmek, geyik sohbetleri yapmak, lüzumsuz konuşmalarda bulunmak, başkalarının kalbini kırmak, rencide etmek, dedikodusunu yapmak, Allah'ın verdiği vücudu ve zamanı öldürmek!
Aslında tatil; bir uğraştan başka bir uğraşa geçmek, pozisyon değiştirmek olmalıdır. Esasında mesele sırf tatil meselesinde değil. Her kavramdan bir mana, her konudan bir problem çıkarma hususunda mahiriz evvelallah! Emekli olanlar için; Namaz, Niyaz, Boğaz veya evden camiye camiden eve diyerek bir çeşit emeklilerin lüzumsuz, olmazsa da olur, artık zamanlarını doldurdular, bundan sonra onlara ihtiyaç yok gibi bir tavır sergilenir!
“Emekliler Konağı” yaptırdı belediyelerimiz sağ olsunlar. Emekliler burada çok güzel aktivitelere imza atabilirler. Emekli konaklarına gelmeyen, gelemeyenlerin de yapacakları şeyler vardır. Yapıyorlar da! Herkes kendi yeteneğine, kendi akli durumuna göre bir şeyler üretmenin çabası içindedir.
Konuyu sadece emeklilere has kılmak istemiyorum. Her birimiz, her bir insanımız vaktini değerlendirme konusunda aldanıyor. Sevgili peygamberimiz; “insan iki şeyde aldanıyor; birisi sağlık, diğeri boş vakit” buyurur. Sağlığımızı çarçur etmek, boş zamanda ilerisi için azık hazırlamamak gibi bir hamakatın içindeyiz!
Mevlevi şair Tahir'ul Mevlevi şöyle der;
“Eli boş gidilmez gidilen yere,
Rabbim boş gelmedim suç getirdim!
Dünyalar çekemezken bu ağır yükü,
İki büklüm sırımda pek güç getirdim!”
Tembel tembel oturmayı Kur'an asla tasvip etmez. Kur'anın hiçbir yerinde “tatil” kavramı göremezsiniz. Peygamberimizin hayatı tamamıyla; mücadele, gayret ve çalışma içinde geçmiştir. Onun hayatında; tatil diye bir kavram olmamıştır. Yani tatil yapılmasın derken, kimse dinlenmesin, herkes durmadan çalışsın anlamı da çıkarılmamalıdır. Allah, geceyi dinlenme, gündüzü de çalışma zamanı kılmıştır. Öyle, Cumartesi tatili, Pazar tatili, Cuma tatili gibi bir uygulamayı görmek mümkün değildir. Kur'an ne diyor; “Cuma günü çağrıldığı zaman namaza koşun. Namazdan sonra yeryüzüne dağılın” ifadesi açıktır. Cuma günü tatil yapın demiyor.
Mevlana şöyle seslenir;
“Bu dünyada herkes ne ekerse onu biçer. İyilik yaparsan iyilik bulursun.” Bunu şöyle değiştirebiliriz; tembel tembel oturur, “şimdi tatildeyim” diyerek çalışma sergilemezsen o vakit başkalarının çalışmasını kıskanmaya hakkın yoktur. Tembellik ekersen tembellik biçer, aksiyon, faaliyet, çaba ekersen onu biçersin.
Başkalarına imrenmek çözüm değil. Asıl çözüm; biz ne yapabiliriz? Ne yapıyoruz? Karanlığa küfretme yerine bir mum yakma özelliğimiz var mı? İşte bunlara kafa yormamız gerekir.


Yazarın Diğer Yazıları