Terör Denen Baş Belası

7 Haziran seçimine kadar, “çözüm süreci”nin verdiği güzellikle 2 sene “silahlar susmuş, namlulardan kurşun yerine çiçeklerin takıldığı görseller ekranlara yansımış, halkımızda büyük bir sevinç, büyük bir mutluluk hissedilmişti!
Aslında “çözüm süreci”nin anlamı; silahların susması, toprağa gömülmesi, bütün terör örgütlerinin yurdu terk etmesi, barış, kardeşlik ve sevginin ikame edilmesiydi. Çok uğraş verildi, çok çabalandı! Hatta bu konunun mimarı olan,  Cumhurbaşkanımız sayın Erdoğan; “baldıran zehiri içmeye hazırım” diyerek, her türlü zorluğu göğüsleyeceğini herkesin önünde söz söyledi. O’nun yaptığı mücadele, o’nun sürdürdüğü samimi tavrı kimse ortaya koyamadı, koymadı! 
Her uzanan eli kırmaya, her barış sözünü kötüye yormaya, verilen selamı, “safları yarmaya” yorumladılar! Gönül coğrafyamızı anlamadılar! İçimizdeki, “kardeşlik, dostluk, insanlık” duygusunu anlamadılar! Bu konuda Mevlana neler diyor?   
 “ Beri gel, daha beri, daha beri
  Bu yol vuruculuk nereye dek böyle?
  Bu hır-gür, bu kavga nereye dek?
  Sen bensin işte, ben senim işte
  Ne diye bu direnme böyle?
  Ne diye aydınlıktan kaçar aydınlık, ne diye?
  Topumuz bir tek olgun kişiyiz, bir tek 
  Ne diye böyle şaşı olmuşuz, ne diye?
  Zengin yoksulu hor görür, ne diye? 
  Sağ soluna yan bakar, ne diye?
  İkisi de senin elin, ikisi de
  Peki kutlu ne, kutsuz ne?
  Dünyada nice diller var, nice diller
  Ama hepsinde de anlam bir
  Sen kapları, testileri hele bir kır
  Sular nasıl bir yol tutar gider
  Hele birliğe ulaş, kavgayı, hır-gürü bırak
  Can nasıl koşar, bunu canlara iletir.”
 
         Mevlana, bu dizelerle tüm insanlığı barışa ve birliğe davet etmektedir.          Mesnevisinde zengin- fakir gibi ayrımların anlamsızlığına dikkat çekmiş, kavgaların bitmesiyle insanların birleşeceğini vurgulamıştır.  O’na  göre bütün illetlerin devası sevgidir ve insanların en hayırlısı insana ve insanlığa faydası olandır. Mevlana’nın bu yüce sevgisi insanlara hoşgörüyle yaklaşmasını sağlamıştır. 
Mevlana’nın bu sözünü, İranlı şair Ebu Said Ebu’l Hayr şöyle dile getirir:
 
“ Gel ne olursan ol, gel
İster tanrı tanımaz, ister ateşe tapar,
İster bin kez tövbeni bozmuş ol
Bizim dergahımız umutsuzluk dergahı değil,
Gel ne olursan ol, gel ”
Yazımı bir şiirimle noktalamak istiyorum. Allah yar ve yardımcımız olsun. Barışı yakalamak, dostluğa kapı aralamak için esen kalın. Elele verelim, yanyana gelelim. Rabbim, bütün şehitlere rahmet eylesin. 
Maske! 
 
Diller uzun, kalp virane,
Gönül iflas, göz bîgane,
Akıl satılık, beyin divane! 
İnanç lafta, ruh harabe,
Kur’an rafta, hile şahane!

Yazarın Diğer Yazıları