SELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!
Şehir Diplomasisinde Tarihi Konya Zaferi
KIYAMETE KADAR TÜRKLERE VERİLEN GÖREV “KÂBE MUHAFIZLIĞI”
Cevher mi, Cüruf mu, Köpük müyüz?
BU ONUR KONYA’NIN, BU BAŞARI UĞUR İBRAHİM ALTAY’IN
IBAN hesaplarıyla ilgili yeni düzenleme yolda
TÜRKİYE’NİN ÇELİK ZIRHI: CUMHUR İTTİFAKI...
Mezuniyet Törenleri ve İkiyüzlülüğümüz
TOPRAĞINI KAYBEDEN GELECEĞİNİ KAYBEDER
AŞÛRE GÜNÜ VE KANAYAN YARAMIZ KERBELA
“İYİ Kİ VARSINIZ“
Selçuklu Konferansları ve Ölümsüzleşen Mirası
Necmeddin Kübra Uluslararası Sempozyumu ve Ebu Reyhan Biruni Ürgenç Devlet Üniversitesi
EN İYİ ARKADAŞIM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
AKŞAM OLMAKTA
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
Hamdolsun; af, mağfiret, kurtuluş, nimetlerin sağanak sağanak yağdığı… üç aylara girmiş bulunuyoruz! Üç ayların ilk Cuma gecesi; Regaip kandili, ilk Perşembe günü de, “şivlilik” olarak kutlanır.
Şivlilik; tahminen 334 H.de vefat eden sufilerin meşhurlarından Ebubekir Muhammed Şiblî isimli zat, bir gece rüyasında Hz. Muhammed (SAV)’in ana rahmine Recep ayının ilk Perşembe günü intikal ettiğine muttali olur. Büyük bir sevinçle uyanarak bunu, oturduğu mahallesinin bütün evlerine müjdeler. Her ev sahibi de şükran nişanesi ve mutluluk vesilesi olarak ona bir parça yiyecek verirler. İşte bu âdet, Konya’nın çocukları tarafından devam ettirilmektedir. Şiblî’lik, Şiblî’ye ait anlamında, “ŞİVLİLİK” olmuştur.
Konya bölgesinde yaşayan manevi bir halk inancı olan; Namaz ve şivliliktir. Şivlilik, yalnızca Konya’ya ait bir uygulamadır. Halk arasında Üç aylara şu isim de verilirdi; ilk namaz, orta namaz, Ramazan. Şivlilik gelmeden önce bakkallar; trampetler, grapon kağıtları, fenerlerle dükkanlarını süslerdi! Dükkan adeta süs cümbüşüne dönerdi! Atarlar, kırtasiyeciler; dükkanlarının önüne rengarenk kağıt fenerler asardı. Atarlar içi sanki bayram havasına bürünürdü!
Şivlilikte çocuklar ellerine torbalarını alır, kendi mahallesinde kapı kapı dolaşarak, geldikleri evin önünde;
“şivli şivli şişirmiş,
Ergen oğlan pişirmiş,
İki çörek bir börek,
Bize şivlilik gerek,
Şivlilik!” diye bağrışırlardı!
Evin hanımı da; daha önceden hazırladığı kendi ürettikleri; kayısı kurusu, elma kurusu, pestil, ceviz ve badem içi, iğde, meneviş, kuru üzüm…den oluşan şivlilik’ten, gelen çocuklara bol bol verirlerdi! (Kazım ÖZTÜRK, “Konya’da Dini Hayat, NKM 2008, s. 156)
Konya’ya has bir kutlama olan Şivlilik, çocuklar için olsa bile kültürel yapının hala bozulmaya uğramadan sürdüğünün en önemli işaretidir.
Günümüzde müstakil evler, yerini apartmanlara ve sitelere bıraktığı için, bu âdet de yavaş yavaş kaybolmaya başladı! Günümüzde apartman sakinleri, aldıkları şivlilikleri kapıcıya vererek apartmanın önünde dağıtılmasını sağlıyorlar!
Betonlaşan binalarda, kültürümüz de betonlaşıyor! Şivlilikte olsun, bayramlarda olsun ve diğer kutsal günlerde olsun, hani, “ah nerde o eski günler?” dediğimiz, manen insana doygunluk veren, dayanışma, yardımlaşma, sevgi ve saygı… duyguları aşılayan kültürümüz erozyona uğramış vaziyette!
Bugün kim, kendisi yetiştirdiği ürününü çocuklara ve komşulara ikram ediyor? Bayramlarda, bayram ziyaretine gitmemek, sılayı rahim yapmamak için tatile kaçanları biliyoruz! Şunu bir türlü idrak edemiyoruz; hiç olmazsa bayramları vesile bilerek, hasbıhal etmenin, yılda iki kere de olsa akrabalarımızı ziyaret etmenin hazzını alamıyoruz!
SELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!
BİLMEK YETMİYOR
DÜNYAYA GELMEKLE İŞ BİTMİYOR
UBUNTU
ULUSLARARASI İSLÂMÎ İSTİŞARE
MÜSLÜMANIN HAYATI HİCRETTİR
HAYATIMIZI NASIL GEÇİRİYORUZ?
HAYAT DEDİĞİMİZ
ACI BAŞLANGIÇ, HAYIRLI SONUÇ!
YAZMAK, DÜNYANIN EN MUTLULUK VEREN İŞİ