SELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!
Şehir Diplomasisinde Tarihi Konya Zaferi
KIYAMETE KADAR TÜRKLERE VERİLEN GÖREV “KÂBE MUHAFIZLIĞI”
Cevher mi, Cüruf mu, Köpük müyüz?
BU ONUR KONYA’NIN, BU BAŞARI UĞUR İBRAHİM ALTAY’IN
IBAN hesaplarıyla ilgili yeni düzenleme yolda
TÜRKİYE’NİN ÇELİK ZIRHI: CUMHUR İTTİFAKI...
Mezuniyet Törenleri ve İkiyüzlülüğümüz
TOPRAĞINI KAYBEDEN GELECEĞİNİ KAYBEDER
AŞÛRE GÜNÜ VE KANAYAN YARAMIZ KERBELA
“İYİ Kİ VARSINIZ“
Selçuklu Konferansları ve Ölümsüzleşen Mirası
Necmeddin Kübra Uluslararası Sempozyumu ve Ebu Reyhan Biruni Ürgenç Devlet Üniversitesi
EN İYİ ARKADAŞIM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
AKŞAM OLMAKTA
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
Uludere’de birçok vatandaşımızın hayatını kaybetmesi hepimizde derin yaralar açtı. Hükümet; tazminat ödeneceğini belirtti. Yapılanların mutlaka hesabının sorulacağı, kimsenin yanına kalmayacağı konusunda kararlılığını ortaya koydu.
Meselede ihmal mi var, ihanet mi var, bunlar ortaya çıkar. Çıkması lazım. Böyle bir yarayla meşgulken ve, “terör azaldı, bitmeye doğru gidiyor” derken, Kayseri/Pınarbaşı’ndan acı haber geldi! Yapılan araştırmalar, bunu Suriye’nin yönlendirdiği, Suriye tarafından organize edildiği haberleri asabımızı bozdu!
Terör, hükümete, devlete baş kaldırı, anayasal düzeni bozmaya yönelik hareketler, darbeler, cunta faaliyetleri, kışkırtma, ülkeyi geri bırakma, gelişmesini engelleme, ekonomik yönden zayıflatıp başkalarına kul köle yapma… bu tür kötülükleri gidermek sadece hükümetlerin görevi mi? Yoksa milletin el ele gönül gönüle verip, bir arada hareket etmesini mi gerektirir?
Oturduğumuz yerden veryansın etmek, vay efendim hükümet neden bunlara çare bulmuyor? Neden teröre göz yumuyor? Ülkeyi satmaya mı kalkıyor? Niçin idam edilmiyor teröristler? İşte gördünüz mü hükümetin foyası nasıl da ortaya çıktı?... gibi laflar etmek mi doğrusu?
Sezaryen konusu gündeme gelince feminist denilenlerin ağzından çıkanları ben bu arada söylemeye utanıyorum! Konuyu sathi düşünüyorlar. Daha doğrusu düşünemiyorlar! Düşünseler böyle bir tavır sergilemezler.
Elbette hükümetler birinci derecede sorumlu. Çünkü her türlü imkana sahip. İstediği kanunu çıkarmada, teröre karşı etkin tedbir almada, ülkede barışı tesis etmede en önemli yere ve göreve sahiptir. Ancak şunu da unutmamak lazım ki bugün hükümet olanlar yarın muhalefete düşebilirler. Sonsuza kadar hükümet olunmaz, olunamaz. Veya bugün siyasette olmayanlar yarın siyasete girip, iyi bir performans sergiledikleri zaman belki de hükümet olurlar.
Şunu demek istiyorum; konuşurken, yazarken, çizerken iyi düşünüp, kırk ölçüp bir biçerek hareket etmek gerekir. Bakıyorum, Uludere, Kayseri/ Pınarbaşı olaylarında, diğer olaylarda yer yerinden oynuyor! Muhalefet, mal bulmuş mağribi gibi, bunu diline doluyor, sen misin bu olaylara karşı ilgisiz kalan(!), halbuki canla başla çalışıyorlar. Bu konuda yapılanlar belli. Diyelim ki CHP veya MHP işbaşında. Kayseri/ Pınarbaşı olayı, Uludere olayı ve diğer terör olayları onun zamanında oldu. O zaman da madalyonun öbür yüzünü çevirip, bakmamız, hükümetin yaptığı yanlış varsa yanlışları söyleyip doğruyu bulma hususunda yol gösterici olmamız gerekir.
“vur abalıya” mantığından kurtulmak zorundayız. İşbaşındakileri yalnız, kendi haline bırakıp; “göstereceğiz size, nasıl hükümet oluyormuşsunuz, halk sizi nasıl tek başına iktidar yapıyormuş, siz misiniz ülkede reform yapmaya kalkan? Neden Milli eğitime el atıyorsunuz? Neden milli bayramları halkın içinde kutluyorsunuz? Bakın nasıl da çuvalladınız, ben olmadan olmaz, mutlaka ben iktidar olmalıyım” gibi bir akıl yürütme doğru bir tavır değildir. Hükümetin muhalefetle, muhalefetin hükümetle işbirliği içinde olması, ülkenin kalkınmasında her ikisinin de eğer varsa, üçü, dördü veya beşi… neyse el ele verip kararları ortak almaları daha güzel bir tutum değil mi? Bu ortak hareket konusunda en doğru merci, TBMM’dir. Orada bütün meseleler açıkça, milletin gözünün önünde tartışılır, mütalaa edilir ve karara bağlanır.
Mutlaka hata olacaktır. İşte o vakit devreye girip, “senin şu, şu tavrın yanlış, doğrusu bu olmalı” diyerek yol gösterilirse sanırım halkımız da bu tutumları görür ve bir dahaki seçimde o muhalefet partisine oy vererek iş başına getirir.
Ama böyle olmaz da, TBMM sanki boks ringiymiş gibi bir manzara oluşturursa, o zaman da halk, kime, neye, nasıl oy vereceğinin takdirini yapar.
Parmaklar açık ve ayrı ayrı olunca kırılması kolay olur. Fakat bir arada ve yumruk olduğu takdirde kırılması, meydan okunması mümkün olmaz. Birlikten kuvvet doğar. “ben yiyeyim sen yeme, ben iyiyim sen fena” saçmalığından uzaklaşmamız şarttır. Ortak akılda birleşmemiz, akıllı hareket etmemiz gerekir. Değilse, ne terör biter, ne kan durur, ne barış sağlanır, ne kardeşlik tesis edilir!
SELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!
BİLMEK YETMİYOR
DÜNYAYA GELMEKLE İŞ BİTMİYOR
UBUNTU
ULUSLARARASI İSLÂMÎ İSTİŞARE
MÜSLÜMANIN HAYATI HİCRETTİR
HAYATIMIZI NASIL GEÇİRİYORUZ?
HAYAT DEDİĞİMİZ
ACI BAŞLANGIÇ, HAYIRLI SONUÇ!
YAZMAK, DÜNYANIN EN MUTLULUK VEREN İŞİ