Doktor ile Müezzini Barıştırmamız Lazım
Dolar Uçurumdan Aşağı Yuvarlanmaya Başladı
YENİDÜNYA DÜZENİNE GEÇİŞ SÜRECİNDE TÜRKİYE
KANALİZASYON PATLADI!
BİZ HER GÜN, SEN BİR GÜN
“EPSTEİN DOSYASI” VE İSRAİL İSTİHBARATI
BİREYSELCİLİKTEN MEALCİLİĞE
İrtifa kaybeden muhalefet
MÜ’MİN; KORKU VE ÜMİT ARASINDA YAŞAMALIDIR
Yürüyün, Durmayın! Durursanız Sırat’tan Düşersiniz.
Ey Galibiyet! Bizim Kapıyı da Çal
Artık Çağdaş Atan’ı değiştirmeye gerek yok
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Maveraünnehir’den Anadolu’ya Özbekistan ve Türkiye Kardeşliği
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
YIKIM
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
Ankara’nın Konya Gibi Bir Modele İhtiyacı Var
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
Yeni Yıl Dilekleri Tutarken, Kimleri Hâlâ Hayatımızda Tutuyoruz?
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
SAĞLIK BAKANINA MEKTUP
11. YARGI PAKETİNE LGBT’DE EKLENMELİ
Evrensel kültür kazanında kaynıyoruz. Yanmadık tarafımız, kavrulmadık yerimiz kalmadı. Derin bir boşluğa savruluyoruz.
Yara almadık kutsalımız kalmadı. Ne zor günümüzde sığınacağımız bir barınağımız mevcut, ne başımız sıkıştığında sarılacağımız bir değerimiz var.
Ne kendimizi davayı anlatmaya memur bir tebliğci olarak görüyoruz, ne uğrunda canlarımızı feda edeceğimiz bir cihat aşkımız kaldı.
Sahi biz bu hale nasıl geldik?
Dünyaya açılıyoruz gerekçesiyle 1980'li yıllarda başlayan "batıya yöneliş” yolculuğumuz bitmek bilmiyor. Değişen dünyayı anlamaya çalışırken farkında olmadan hepimiz değiştik.
Ne, uğruna yarım asırdan fazla zaman harcadığımız Avrupa Birliği bizi kabul ediyor, ne gerisin geri özümüze dönebiliyoruz. Kaldık arafta…
Müslümanız diyoruz, yaşantımız Müslüman'a benzemiyor. Türk'üz diyoruz, Türklükten eser yok söylemimizde…
Nereye varmak istiyoruz? Ne yapmak istiyoruz? Hedefimiz ne?
Bilmiyoruz.
Ne oldu "Kızıl Ema” ülkümüze, ne oldu "İ'la-yı Kelimetullah” aşkımıza?
Hani "Muasır Medeniyet” seviyesinin üzerine çıkacaktık.
Hani "Muasır Medeniyet” seviyesinin üzerine çıkarken, Hazreti Mevlana'nın Pergel Metaforundan ayrılmayacaktık. Hani, bir ayağımız inancımız ve kültür değerlerimiz üzerinde sabit dururken, diğer ayağımızla 72 milleti, tüm dünyayı dolaşacaktık. Hani biz birilerine benzemeyecektik, birilerini kendimize benzetecektik. Hani biz sadece ve sadece kâinatın efendisi Hazreti Muhammed'e benzemeye çalışacaktık. Hani onun davası bizim davamız, onun söylemleri bizim hedefimiz olacaktı.
Nerede o mukaddes dava için tüm varlığını feda eden ecdadımız? Nerede, ahlak bozucu bir hareketi başlatanlara kendi yurtlarını dar eden Sultanlar? Nerede "Nizam-ı Alem” için at koşturan yiğitler?
Hepsini bir 31 Aralık gecesi kutlamasına mı heba ettik? Hepsini ucuz bir hindi karşılığında mı sattık? Hepsini parlak kâğıtlara yazıp bir çam ağacının dallarına mı astık?
Bu gece iyi bir düşünün.
Nerede o kutsal değerlerimiz.
Bir seher vakti duasıyla fabrika ayarlarımıza dönmeye ne dersiniz. "Yaşasın hicret- yaşasın medeniyet, hoşça kal eski Mekke cehaleti-merhaba Medine aydınlığı” demeye hazır mısınız?
Bunu dediğinizde, aydınlık sabahın çok da uzak olmadığını göreceksiniz?
Doktor ile Müezzini Barıştırmamız Lazım
Konya’daki müessif hadisede Doktor mu Haklı, Müezzin mi?
Perde önünde ABD-İran savaşı, perde gerisinde Türkiye-İsrail savaşı
Tarihi Okuyamayanlar, Tarihin Altında Kalır
Bu adam ya çok zeki… ya da zır deli
Emlak vergisi meselesi: Beş kat mı, üç kat mı, algı mı gerçek mi?
Konya’yı uçuran başarının sırrı
Ah sarı öküz, vah sarı öküz! Güler misin ağlar mısın?
Özgürlük Dışarıdan Gelmez Düşündünüz mü? “İran karışırsa ne olur?”
Emeklinin umudu Erdoğan