Bir deli Göçü’de kuyuya taş attı! Koca bir şehir çıkaramıyor
Sektörel Ücret Dengesizlikleri Büyümeyi Tehdit Ediyor
MEKKE’DE DOĞAN TEVHİD, AKABE’DE VERİLEN SÖZ 1. BÖLÜM
“BEN”LİKTEN, “BİZ”LİĞE
Bir Kitap, Bir Dipnot ve Bir Medeniyet Meselesi
Özbekistan Mergilan Şehrinde Muhteşem Bir Merkez: Burhaneddin el-Marğinani İlim, Eğitim ve Turizm Külliyesi/ Kompleksi
AK Parti’nin Rantçı Şımarıkları
BEN İNSANIM
İSLÂMİ NATO’NUN AYAK SESLERİ
ŞAKA MI, SAYGISIZLIK MI ???
Beşten Dördü Gitti, Biri Kaldı!
Mekke Anlaşması
OSMANLIDA BİR RAMAZAN NASIL GEÇERDİ?-2-
TÜRKİYE’NİN AFRO-AVRASYA’NIN BÜTÜN ENERJİ VE TEDARİK KORİDORLARINDA VE HATLARINDA YÜKSELEN GÜÇ ETKİSİNİN STRATEJİK GÜÇ ÇARPANI MİMARİSİ DAHA DA DERİNLEŞİYOR.
GENÇLİĞİMİZİ ve GELECEĞİMİZİ TEHDİT EDEN EN BÜYÜK TEHDİT UYUŞTURUCU BAĞIMLILIĞI BELASI
TOPLUMSAL YOZLAŞMA VE OKUL MEZUNİYET PARTİLERİ
Bu Ne Perhiz ? Bu Ne Lahana Turşusu ?
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
Bir yönüyle modern Arap şiirinin önemli şahsiyetlerinden biri olan Nizar Kabbani ile benzerlik arzeden Necip Fazıl Kısakürek, Türk şiirinde nevi şahsına münhasır bir şahsiyet olmuştur. Hayatının ilk dönemlerinde Nizar Kabbani gibi adeta Epikür felsefi doğrultusunda "bohem” bir hayat yaşamıştır. Metafizik değerlerin yer almadığı bu dönemde Kaldırımlar gibi gerçekten şiir kalitesi bakımından üstün bir değere sahip şiirler kaleme almıştır. Hem "kadın ve aşk şairi” olarak tanınan Nizar Kabbani hem de dünyevi zevk ve hazları hedefe koyan Kısakürek hayatlarının ileri dönemlerinde radikal bir değişime gitmişler dini ve milli konular üzerinde kalem oynatmaya başlamışlardır.
Kısakürek, Abdulhakim Arvasi ile tanıştıktan sonra kendisini İslam'ı en gür sada ile savunmaya adamıştır. Bu savunmayı yaparken söyledikleri aslında yeni şeyler değildir. Onun bu konuda temayüz ettiği taraf söylemlerini şairane bir üslupla yapmasıdır. Batı toplumunu tanıyan olumsuz yönlerini çok iyi bilen Kısakürek, İslam'ın en ideal düşünce sistemine sahip olduğunu haykırmıştır. Bohem dönemini şu şairane üslupla özetlemiştir: "Tam otuz yıl saatim işlemiş ben durmuşum. Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum”. Yeni hayatındaki parolasını da şöyle ifade etmiştir: "Eğer bu kamusluk bütünü tek ve minicik bir daire içinde toplamak gerekirse söylenecek söz "Allah ve Resulü'nden, başka her şey hiç ve batıldır."
Günümüzde çevremizde çokça karşılaştığımız ahlak ile dinin ayrıştırılması konusunda yaklaşımı net olan Necip Fazıl Kısakürek, ahlakın kaynağının din olduğunu ileri sürer. "Ahlaken iflas buhranlarının en korkuncunu geçirmekteyiz. Türk inkılâbı bir ahlâk telakkisi ve bir ahlâk yasası getirmedi. Ahlâkın kaynağı dindir. Bizim ahlâkımız da Müslümanlık ahlâkıdır ve olması lâzımdır. Zaten topyekûn bütün cemiyeti ana çizgilerini İslam ahlâkının potasında eriyerek almıştır. Dünyanın en tezatsız ahlâkı İslam ahlâkıdır. Ne olmuşsak İslam ahlâkı yüzü suyu hürmetine olduk. Biricik ve olabilecek ahlâk kaynağımız İslam ahlâkıdır.”
Ona göre dinin olmadığı yerde hiçbir şey yoktur, yokluk bile yok. Şiir ve sanatsa hiç yoktur. Yine bu konuda edebi bir dille şöyle der: "Sanat, Allah'ı aramakmış; Marifet bu, gerisi yalnız çelik çomakmış”
Necip Fazıl'ın düşüncelerinin ana eksenini 1975 yılında kaleme aldığı Gençliğe Hitabet adlı şiirinde görmekteyiz: "Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, öcünün dâvacısı bir gençlik...Halka değil, Hakk'a inanan; meclisinin duvarında "Hakimiyet Hakk'ındır" düsturuna hasret çeken, gerçek adâleti bu inanışta bulan ve halis hürriyeti Hakka kölelikte bulan bir gençlik..."Kim var?" diye seslenilince, sağına ve soluna bakınmadan fert fert "Ben varım!" cevabını verici, her ferdi "Benim olmadığım yerde kimse yoktur!" duygusuna sahip bir dâva ahlâkını pırıldatıcı bir gençlik...”
Şairin düşüncelerinin temelini oluşturan İslam adına hareket ederken nasıl bir duruş sergilenmesi gerektiğini ve varoluş gayesini yansıtan Tohum adlı şiiriyle sözlerimi noktalamak istiyorum.
"Tohum saç, bitmezse toprak utansın!
Hedefe varmayan mızrak utansın!
Hey gidi Küheylan, koşmana bak sen!
Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!
Eski çınar şimdi Noel ağacı;
Dallarda iğreti yaprak utansın!
Ustada kalırsa bu öksüz yapı,
Onu sürdürmeyen çırak utansın!
Ölümden ilerde varış dediğin,
Geride ne varsa bırak utansın!
Ey binbir tanede solmayan tek renk;
Bayraklaşamıyorsan bayrak utansın!”
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
AHLAK VE VİCDANIN SESİ MISIRLI YAZAR MUSTAFA LUTFİ EL-MENFALUTİ
BİZİM KUŞAĞA OKUMAYI SEVDİREN YAZAR KEMALETTİN TUĞCU
BİR KİTAP FUARININ ARDINDAN
HASTALIK BİR NİMET MİDİR?
HER ŞEY O’NU HATIRLATIYOR DEMİRDEKİ HİKMET
HAYATIN ANLAMINI KAVRAYAN İKİ ŞAHSİYET KUSS B. SAİDA VE EBU’L-BEKA ER-RUNDÎ
ASIRLIK ÇINAR ALTINDA AKŞEHİR
GAZZE KONUSUNDA DURUŞUMUZ NASIL OLMALI
TÜRKLERDEN ÇOK BATILILARIN İLGİ GÖSTERDİĞİ BİR MÜSLÜMAN TÜRK BİLGİNİ İBNİ SİNA