GÜÇLÜ DEVLETİN SIRRI GÜÇLÜ TOPLUMDUR
SELÇUKYA KÜLTÜR SANAT DERNEĞİ OLARAK BELEDİYELERDEN İSTEKLERİMİZ
Şimdi Konya’nın Kazanma Zamanı
AK Partililer de AKP’liler de Yanlış Yapıyor
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
AFRO-AVRASYA’NIN KUTUP YILDIZI TÜRKİYE
Sağlık Mühendisliğinde Millî Çözümler
ACI DEĞİL Mİ???
KURUYANLAR-YEŞERENLER
KIYAMETE KADAR TÜRKLERE VERİLEN GÖREV “KÂBE MUHAFIZLIĞI”
Cevher mi, Cüruf mu, Köpük müyüz?
BU ONUR KONYA’NIN, BU BAŞARI UĞUR İBRAHİM ALTAY’IN
AŞÛRE GÜNÜ VE KANAYAN YARAMIZ KERBELA
Selçuklu Konferansları ve Ölümsüzleşen Mirası
Necmeddin Kübra Uluslararası Sempozyumu ve Ebu Reyhan Biruni Ürgenç Devlet Üniversitesi
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
AKŞAM OLMAKTA
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
"Ben sadece sevilmek istemiştim, birilerinin dikkatini çekmek istedim!.”
Bu cümle son dönem dizilerinin hemen hepsinde kullanılan bir replik oldu.
Öfkeli, içten pazarlıklı, kötülük yapmada sınır tanımayan karakterlerin seyirciye kabulünde, hikayelerini süslemekte kullandıkları, kendilerini meşrulaştıran bahane cümlesi.
Kötülüğün kutsanması, zor bir hayatı varsa kötülük yapmakta haklıymış gibi gösterilmesi hatta bir hastalıkmış gibi onaylanması gündem…
Bir psikiyatristin "gerçek hayattan alıntılanmıştır” başlığıyla insanımıza sunduğu dizi furyası devam ederken, gündüz kuşakları da en uç örnekleri normalleştirme yarışına devam edip ülke insanını ruhen çökertme derdinde..
Ülkemizde 2017'de satılan antidepresan hap miktarı 48.000.000 kutu iken 2.021'de bu sayı 60.000.000 olarak tespit edilmiş.
Annelerimizin, dedelerimizin, ninelerimizin hayatı çok mu güllük gülistanlıktı, hiç mi dertleri yoktu?.
Her dönemin büyük sınavları olmuştur. Hepimizin kabul etmesi gereken bir kural; hayat tatlıyı, tuzluyu, acıyı, ağrıyı, neşeyi, kahkahayı ve ağlamayı bize zaman zaman tattıracaktır.
Ama bu hayatı bize hediye eden Allah irademizi küçük görmememizi ister ve ihtar eder:
" Üzülmeyin, gevşemeyin, inanırsanız başarırsınız.”
Diziler, söyleşiler, türküler, şarkılar bile toplum mühendisliğidir. Ruhun kıvrımlarına hiç fark etmeden derz dolgusu yapar.
İradeyi sınırlandıran, her imtihanda hayattan ve insanlardan öç almayı örneklendiren, güçlü olmayı parasal üstünlük olarak gösteren bu mühendislik insanın fıtratını bozar.
Bizim ne güzel dizilerimiz vardı.” Bizim mahalle, süper baba, ikinci bahar” gibi.. İyiliğin teşvik edildiği ,sonunda hep ahlaklı ve güzel insanların kazandığı dersler verilirdi.
İyilik yapmanın küçümsenmesi, kötülüğün haklı bir hastalıkmış gibi gösterilmesi, sivri tiplerin alkışlanması, sevginin güce- mala- maddeye bağlanması önce umudu alır, sonra sevgiyi…
Üzüntü gönle hiçbir şeyden mutlu olamaz bir elbise giydirir. Artık kendini haplarla mutlu etmeye çalışan tatminsiz bir ruh doğar.
Oysa gücümüzün farkına varsak; hem gülmenin hem de ağlamanın bize ait olduğunu kabullensek, hayatımıza disiplin getirsek ve sevsek…. Kuşu, kediyi, çiçeği ,rüzgarı, yağmuru ,güneşi ve insanı.
Komşumuzu, arkadaşımızı, işimizi, eşimizi, baktığımız yönü, geçtiğimiz köprüleri, yürüdüğümüz yolu yani bizi, kendimizi…..
KURUYANLAR-YEŞERENLER
EN İYİ ARKADAŞIM
MÜZELİK OLMADAN
SU VE GELECEK
RED ETME
ÇÜRÜME
YOL
TESPİT-TAMİR
ÜNLÜ EDELİM
SEÇİMİM BENİM