Tekno-faşizim ekonomik bağımsızlığı tehdit ediyor
ALLAH VAR, ATEİZM YOK!
YILDIRIM HAN BRE DOĞAN YETİŞTİK SABREDİN
İki Yüzlü Muhafazakârlar ve Bir Adam Yaratmak
AFYONKARAHİSAR KİTAP GÜNLERİ
İnsanlığın Yükü: Hafızanın, Emanetin ve İadenin Sergisi
BİR GÜNE SIĞAR MI?
SU VE GELECEK
Çiğne/Hazmet/Düşün/Kendini Yeniden Tasarla!
Konyaspor’da artık bütün yollar finale çıkıyor…
Özbekistan’da “9 Mayıs Xotira va qadrlash kuni’’ Anma ve Saygı Günü, Hatıra ve Kıymet Verme Günü
Türkiye-Suriye Kalkınma Hattı
Yolun Sonu Kupa Olsun
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
5G NE KADAR GÜVENLİ?
AKŞAM OLMAKTA
Berkan Kutlu, Konya mutlu
Ateşkes mi, Sadece Bir Ara Mola mı? İran–ABD Geriliminin Gerçek Anlamı
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
İnsana İyi Gelen Melodiler
5816 KALDIRILMALI MI?
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
"Ben sadece sevilmek istemiştim, birilerinin dikkatini çekmek istedim!.”
Bu cümle son dönem dizilerinin hemen hepsinde kullanılan bir replik oldu.
Öfkeli, içten pazarlıklı, kötülük yapmada sınır tanımayan karakterlerin seyirciye kabulünde, hikayelerini süslemekte kullandıkları, kendilerini meşrulaştıran bahane cümlesi.
Kötülüğün kutsanması, zor bir hayatı varsa kötülük yapmakta haklıymış gibi gösterilmesi hatta bir hastalıkmış gibi onaylanması gündem…
Bir psikiyatristin "gerçek hayattan alıntılanmıştır” başlığıyla insanımıza sunduğu dizi furyası devam ederken, gündüz kuşakları da en uç örnekleri normalleştirme yarışına devam edip ülke insanını ruhen çökertme derdinde..
Ülkemizde 2017'de satılan antidepresan hap miktarı 48.000.000 kutu iken 2.021'de bu sayı 60.000.000 olarak tespit edilmiş.
Annelerimizin, dedelerimizin, ninelerimizin hayatı çok mu güllük gülistanlıktı, hiç mi dertleri yoktu?.
Her dönemin büyük sınavları olmuştur. Hepimizin kabul etmesi gereken bir kural; hayat tatlıyı, tuzluyu, acıyı, ağrıyı, neşeyi, kahkahayı ve ağlamayı bize zaman zaman tattıracaktır.
Ama bu hayatı bize hediye eden Allah irademizi küçük görmememizi ister ve ihtar eder:
" Üzülmeyin, gevşemeyin, inanırsanız başarırsınız.”
Diziler, söyleşiler, türküler, şarkılar bile toplum mühendisliğidir. Ruhun kıvrımlarına hiç fark etmeden derz dolgusu yapar.
İradeyi sınırlandıran, her imtihanda hayattan ve insanlardan öç almayı örneklendiren, güçlü olmayı parasal üstünlük olarak gösteren bu mühendislik insanın fıtratını bozar.
Bizim ne güzel dizilerimiz vardı.” Bizim mahalle, süper baba, ikinci bahar” gibi.. İyiliğin teşvik edildiği ,sonunda hep ahlaklı ve güzel insanların kazandığı dersler verilirdi.
İyilik yapmanın küçümsenmesi, kötülüğün haklı bir hastalıkmış gibi gösterilmesi, sivri tiplerin alkışlanması, sevginin güce- mala- maddeye bağlanması önce umudu alır, sonra sevgiyi…
Üzüntü gönle hiçbir şeyden mutlu olamaz bir elbise giydirir. Artık kendini haplarla mutlu etmeye çalışan tatminsiz bir ruh doğar.
Oysa gücümüzün farkına varsak; hem gülmenin hem de ağlamanın bize ait olduğunu kabullensek, hayatımıza disiplin getirsek ve sevsek…. Kuşu, kediyi, çiçeği ,rüzgarı, yağmuru ,güneşi ve insanı.
Komşumuzu, arkadaşımızı, işimizi, eşimizi, baktığımız yönü, geçtiğimiz köprüleri, yürüdüğümüz yolu yani bizi, kendimizi…..
SU VE GELECEK
RED ETME
ÇÜRÜME
YOL
TESPİT-TAMİR
ÜNLÜ EDELİM
SEÇİMİM BENİM
ÇIVIT
BESLENME ÇANTASI
ŞEMSİYENİ AÇ