Bir Kitap, Bir Dipnot ve Bir Medeniyet Meselesi
Özbekistan Mergilan Şehrinde Muhteşem Bir Merkez: Burhaneddin el-Marğinani İlim, Eğitim ve Turizm Külliyesi/ Kompleksi
AK Parti’nin Rantçı Şımarıkları
BEN İNSANIM
İSLÂMİ NATO’NUN AYAK SESLERİ
Türk Lirasıyla Yapılan Dış Ticarette Rekor Artış
ŞAKA MI, SAYGISIZLIK MI ???
Beşten Dördü Gitti, Biri Kaldı!
Mekke Anlaşması
ÇİN TİYATROSU VE BİZİM FİGÜRAN GAZETECİLER
ATA YURDU AYMANAS
OSMANLIDA BİR RAMAZAN NASIL GEÇERDİ?-2-
TÜRKİYE’NİN AFRO-AVRASYA’NIN BÜTÜN ENERJİ VE TEDARİK KORİDORLARINDA VE HATLARINDA YÜKSELEN GÜÇ ETKİSİNİN STRATEJİK GÜÇ ÇARPANI MİMARİSİ DAHA DA DERİNLEŞİYOR.
GENÇLİĞİMİZİ ve GELECEĞİMİZİ TEHDİT EDEN EN BÜYÜK TEHDİT UYUŞTURUCU BAĞIMLILIĞI BELASI
TOPLUMSAL YOZLAŞMA VE OKUL MEZUNİYET PARTİLERİ
Bu Ne Perhiz ? Bu Ne Lahana Turşusu ?
Konya’da iyi ki belediyeler var! Vatandaş ekmek ve etliekmek zammına tepkili…
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
Gönüllerin fethi, kalplerin yumuşaması için; güzel söylemek, tatlı söylemek, gönül alıcı sözler sarf etmek insan olmamızın ve insanlara yaklaşımımızın bir göstergesidir.
İnsanlar; güzellikten, tatlı sözden, gönül okşayan tavırlardan haz alır. Onun için, “tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır”, “dilim, etti beni dilim dilim”, “ağzından çıkanı kulağın duysun”, “ya hayır söyle yahut sus”, “boş sözü terk etmesi, insanın imanının olgunluğundandır”, “Niçin yapmadığınızı söylersiniz?” v.b… hayat boyu bir çeşit iksir veya hayat veren prensip kabilinden güzel sözlerdir.
Ağzımızdaki dil, aslında bir et parçasıdır, her tarafa döner; iyiye de, kötüye de. Hz. Ali (RA); “söz sizin esirinizdir. Ağzınızdan çıktıktan sonra siz, onun esiri olursunuz” der.
Bununla ilgili olarak Yunus ne güzel söyler;
“Söz ola kestire başı,
Söz ola kese savaşı,
Söz ola ağulu aşı,
Yağ ile bal ede biz söz.”
Kur’an’da yüce yaratıcımız; “Ey Musa, Firavun’a tatlı söz söyle” derken, Hz. Muhammed (SAV)’e; “eğer sen sert mizaçlı, sert sözlü olsaydın kimse etrafında bulunmazdı” diyerek dili iyi kullanmanın, insanlara karşı kırıcı konuşmamanın yollarını anlatıyor.
Kalp kâbesi, taştan tuğladan olan Mekke’deki Kâbe’den daha önemlidir. Eğer Kâbe’ye gidip yüz sürmüşsek, bundan sonra hiçbir insanın kalbini kıracak, onu mutsuz edecek tavırlar takınamayız, takınmamalıyız. Bu; “demek ki güzel söz söylemek hacıların işi, öyleyse ben hacca gitmediğime göre tatsız konuşabilirim” anlamına gelmez, gelemez.
Diyelim ki, herkesle restleştik, herkese estik gürledik, bağırıp çağırdık, yalan yanlış ifadeler kullanarak önümüze geleni rahatsız ettik! Kim kaybeder? Sonuçta kim zararlı çıkar? “keskin sirke küpüne zarar verir” denir. Öfkeyle kalkan zararla oturur. Sert mizaçlı olanların dostu olmaz. Bunlar arkadaş edinemez. İnsanlar etraflarından birer birer ayrılır gider. Tek başına kalır, yalnızları oynar. Kimse selamını almaz, kimse de selam vermez. Hal hatır sormaz. Kapı karşı komşusu kapısını açmaz, bir ihtiyacı olunca yardımına koşmaz. Düşerse kaldıran bulunmaz.
Hikaye olarak anlatılır ama bize çok büyük dersler verir;
“Bir padişah aşçısına; “bugün sevdiğim dostlarım, yarenlerim gelecek onlara en iyi yemeklerden yap” demiş, aşçı da tamamen dilden ibaret yemekler yapmış. Bir başka zaman yine aşçıya; “bugün de sevmediğim insanlar, düşman devlet erkanı gelecek bunlara da hoşa gitmeyen yemeklerden yap” talimatını vermiş. Aşçı yine dilden yemekler yapmış. Padişah, misafirleri gidince aşçıya, “evladım! Sevdiklerime de dil yemeği, sevmediklerime de dil yemeği yaptın. Niçin böyle bir yol izledin?” deyince aşçı; “yüce sultanım! Dilden daha tatlı, dilden daha güzel bir şey olabilir mi? Yine, dilden daha tehlikeli ve dilden daha acı bir nesne bulunur mu? Düşüncesiyle böyle yaptım” karşılığını vermiş.
“Ele geleni yersin,
Dile geleni dersin,
Böyle dervişlik dursun,
Sen derviş olamazsın” diyor Yunus Emre.
Bugün Allah için ne yaptık? Hangi insanın kalbini kazandık? Kimleri dilimizle zehirledik? Kimlere gönül Kâbemizi açtık? İnsanlarla ünsiyet kurmanın başlangıcı, selamdır. Selamlaşanlar; “benden sana zarar gelmez” demek istiyorlar. Selamı alanlar da, “benden de sana zarar gelmez” anlamına gelen beden dilini kullanıyorlar!
“Ben iyiyim sen fena, ben yiyeyim sen yeme” demeyelim. Daima empati duygularımızı önde tutalım. İnsanları yargılamaktan vaz geçelim. Karşımızdaki kişilere bir şey buyururken, emredici, tepeden bakıcı tavırları terk edelim. Kimsenin kusurunu araştırmayalım. Mevlana’nın yedi öğüdünü unutmayalım; Şöyle der Mevlana;
1. Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol.
2. Şefkat ve merhamette güneş gibi ol.
3. Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol.
4. Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol.
5. Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol.
6. Hoş görülülükte deniz gibi ol.
7. Ya olduğun gibi görün,Ya göründüğün gibi ol.
ATA YURDU AYMANAS
MESELELERE KUR’AN PENCERESİNDEN BAKMAK
“BEN”LİKTEN, “BİZ”LİĞE
DURMADAN YAZIYORUM VE YAZACAĞIM
YER GÖK ALBAYRAKTI!
RABBİM, ÜLKEMİZİ HER TÜRLÜ MUSIBETTEN MUHAFAZA EYLE!
KONYA’MIZIN KIRMIZI GÜLÜ
KENTSEL DÖNÜŞÜM ÇALIŞMALARI
SEN SENİ BİL SEN SENİ
SELÇUKYA KÜLTÜR SANAT DERNEĞİ OLARAK BELEDİYELERDEN İSTEKLERİMİZ