NUR TOPU GİBİ!
Dün gece vakarlı Müslümanlar mumla arandı.
NOEL BİZİM NEYİMİZ OLUR? YILBAŞI BİZİM NEYİMİZE?
Ayaz Ata ve Nardugan
Yeni Yıl Dilekleri Tutarken, Kimleri Hâlâ Hayatımızda Tutuyoruz?
ÖZGÜR ÖZEL FETVA VERİRSE…
Müfredat, Rotasyon ve Kalite
YILBAŞI KUTLANABİLİR Mİ?
Yüksek faiz maliyetleri ekonomik bir kâbus haline geldi
“Canlı Yayında Konuşur Gibi” Konuşabilmek
KÜRESEL GÜÇLERİN ELİNDEKİ SİHİRLİ GÜÇ, BİLİM
Veeeee nihayet! Güzel futbol güzel sonuç…
SEVDALISIYIZ
Bahanesiz Maçtan Hüsran Çıktı
AHLAK VE VİCDANIN SESİ MISIRLI YAZAR MUSTAFA LUTFİ EL-MENFALUTİ
CUMHURİYET OLMASA BİZ OLMAZ MIYDIK?
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
SAĞLIK BAKANINA MEKTUP
11. YARGI PAKETİNE LGBT’DE EKLENMELİ
Samsunspor ders verdi, Konyaspor izledi…
Milletin ekmeği ile oynamayın! Konya’da ekmek neden zamlandı?
Musluktan Akan Yalanlar, Akmayan Sular
Esmalardan yansıyan en güzel "Selâm” üzerimize olsun.
Sosyal medya iletişimi, "bende nasıl bir anlam boşluğu” anlatamam. Gerçekte var olmayan bir kutucuğa harfler yazıyoruz. Ardından bu harflerin nasıl olup da aklımıza, gönlümüze etki ettiğini merak etmiyoruz. Farklı boyutlarda ekranlardan, akıyor hayatlar. Çoğu kez harflerin hükmünde, fizyolojik olarak bile değişiyoruz. Biz buna modern sanat mı diyoruz, sözün büyüsü mü? Umurumuzda değil, işin görüldüğüne bakıyoruz!
Tarihsever dostlarım belki kızacaklar, bu aralar tarih farklı tekerrür ediyor. Senelerdir kendimce temel okumaları yaptım. Binlerce yıldır, gelmiş geçmiş medeniyetlerle tanıştım. Bugünkü Mısır'dan Afganistan'a kalın bir çizgi çekin. İşte size insanlık tarihinin yüzde bilmem kaçı! Göbekli Tepe şokundan sonra çok daha fazlasının olduğunu öğrendik.
Tarihine, kültürüne ve inancına sahip çıkamayanlara neler olduğunu biliyoruz. Bireyle toplum ilişkilerine şimdilik hiç girmiyorum. Aslında bu evrensel mücadelenin (yinyang) ne zaman biteceği belli. Tabi "başlangıç ve son” ifadeleri de faniler için geçerlidir.
Büyük üstatlardan Dostoyevski, harika eseri "İdiot (çeviri adı: Budala)” içerisinde şöyle bir saptama yapıyor: "Bu devir, sıradan insanın en parlak zamanıdır. Bilgisizliğin, tembelliğin duygusuzluğun, yeteneksizliğin ve hazıra konmak isteyen bir kuşağın devridir…” Tahmin edeceğiniz gibi 1860'lardan bahsediyorum. Zamanda geriye doğru gidildikçe, benzer ifadelere rastlamak mümkün. İnsan fıtratında zaaf ve erdemlerin hepsinin tohumu mevcuttur.
2000'lerden sonra maalesef bambaşka bir "insan” nesli türedi âlemde, bu nasıl oldu cidden bilemiyorum. Geniş kapsamlı bir tek kelime, dünyayı mahvetti: Teknoloji! Evet, belki melekler de bu durumdan bahsediyordu (Bakara-30). Milyonlarca türden canlı ile birlikte insana dair umutlarımız, geleceğe yönelik hayallerimiz de kül oldu. Sanallaştı her şey ve bizler kabullendik bunu sersemlemiş, sersemletilmiş bir zihinle. Mide toplumundan gönüllü köleliğe geçişimiz kolayca halloldu. Zedelendi "varlık” ile olan tüm bağlarımız; oluşun anlamını bozduk, çekirdek aileden sömürülen ülkelere kadar uzadı zincirleme reaksiyon!
Lütfen yanlış anlamayınız, ne bilgiye ne bilimsel gelişmelere asla karşı değilim. Meselem teknoloji ürünlerinin kimin kontrolünde üretildiği, hangi amaç için kullanıldığı. Tabi bu arada insana ve dünyaya etkilerinin ne olduğu sorgulanmalı. Klişe örnekle ifade etmek gerekirse "nükleer enerji” kullanım şekline göre, kurtuluş da olabilir felaket de…
”…hemen ardından organik ve sentetik birbirine karıştı, sonrasında doğru ile yanlışın anlamı şaştı. Sadece canlıların değil, kavramların ve duyguların da genetiğiyle oynandı…” yakında yapay zihinlerimize ve yapay hislerimize da alışırız.
Hatta ucuza bırakırlarsa, satın alırız!
Hayra karşı geliniz.
AYNADAKİ ÇÖZÜMLER
RÜYAMDAKİ SEÇİMLER
İNSAN ODAKLILIK
BİNBİR GECE MASALLARI
HER GÜN BAYRAM
EDEBİYATTA AHLAK
BEYİN KONTROLLÜ MAKİNE
NEPOTİZM VE SADAKAT
İSO’YA AÇIK MEKTUP 2
İSO’YA AÇIK MEKTUP 1