DOLAR
45,575 TL
EURO
52,868 TL
STERLİN
61,107 TL
GRAM
6.575 TL
ÇEYREK
10.804 TL
YARIM
21.411 TL
CUMHURİYET
42.558 TL

Derviş meşrepli bir başkanın ardından

Dün, İsmail Öksüzler'in cenaze namazındaydım.

Kalabalığa baktım…
Yüzlerce insan vardı.

Kimi yıllar önce birlikte çalışmıştı, kimi bir hizmetine şahitti, kimi sadece güzel ahlakını tanıyordu. Yaşlısı da gelmişti, genci de… Bürokrat da vardı, esnaf da… Sessizce saf tutan insanlar arasında dikkatimi çeken şey, makamların değil hatıraların konuşuyor olmasıydı.

Çünkü bazı insanlar görev yapıp gitmez.
İz bırakır.

İsmail Öksüzler de öyle isimlerden biriydi.

Konya'nın büyükşehir olduğu dönemde Selçuklu'nun ilk belediye başkanı olarak görev yaptı. Bir bakıma kurucu belediye başkanıydı. Belediyeciliğin içinden gelen bir isimdi. Daha önce Büyükşehir Belediyesi'nde mühendis olarak çalışmış, haksızlıklara ve torpile itiraz ettiği için (dönemin hükümet politikalarına)  görevinden ayrılmıştı.

Sonrasında milletin teveccühüyle belediye başkanı oldu.

Aslen İzmirliydi ama Konya'nın ruhunu taşıyordu. Maneviyat ehliydi. İnançlıydı. Kibirden uzak, sade ve vakur bir insandı. Belediyeyi sadece betonla değil, gönülle yönetmeye çalışan bir anlayışa sahipti.

Özellikle 28 Şubat sürecinde yaşanan bir hadise onu Türkiye gündemine taşımıştı.

Bir Mevlâna etkinliğinde yaptığı konuşmada tevazudan, insan olmanın faniliğinden söz etmişti. Hz Mevlanın herkesçe bilinen meşhur 7 öğüdünü okumuştu. 
"Vali de olsak, paşa da olsak, başkan da olsak sonuçta insanız” mealindeki sözleri ile anlatımı pekiştirmek, hafızalarda bir derinlik oluşturmak istemişti. Bu ifadeler dönemin Garnizon Komutanını o kadar rahatsız etmişti ki, ileri atılıp bu mütevazı başkanı  "beni kastettin” diyerek toplum içinde azarlayıp tahkir etmişti. 

O günün vesayet anlayışı tahammülsüzdü.
Hemen soruşturmalar açıldı.
Davalar başladı.

Amaç yalnızca bir belediye başkanını yargılamak değildi aslında; bir anlayışı susturmaktı. Amaçları Öksüzler'e mahkemeden bir yıldan fazla ceza verdirip başkanlıktan düşürmekti. Hakim 10 ay 20 gün ceza verince kıyamet koptu. Cezayı az veren hakim kendisini  sürgünde buldu. 


Dün cenazesinde dururken zihnim beni yıllar öncesine götürdü.
Bir zamanlar onu yargılatmak, makamından etmek için uğraşanları düşündüm.

Ve içimden şu soru geçti:

Acaba vefat ettilerse onların cenazelerinde kaç kişi vardı?
Kaç insan arkalarında samimiyetle "iyi insanlardı” dedi?
Kaç kişi gerçekten dua etti?

Sonunda insandan  geriye kalan şey makam değil.

Apolet değil…
Koltuk değil…
Güç değil…

İnsanın arkasında bıraktığı izdir asıl mesele.

Bazı insanlar büyük makamlarda oturur ama küçük hatırlanır.
Bazıları ise mütevazı yaşar ama gönüllerde büyür.

Dün cenaze çıkışında kiminle karşılaştıysam aynı cümleyi duydum:

"Allah rahmet eylesin… İyi insandı.”

Bir insan için bundan daha büyük bir miras var mıdır bilmiyorum.

Yazarın Diğer Yazıları