DOLAR
44,18
EURO
51,20
STERLİN
59,21
GRAM
7.361,60
ÇEYREK
12.154,97
YARIM ALTIN
24.228,90
CUMHURİYET ALTINI
48.251,54
Bekir Şahin
Bekir Şahin
bsahin@yenikonya.com.tr
08 Mart 2026 Pazar günü yayınlandı
DİĞER YAZARLARIMIZ

Tahir Hoca’nın Kırmızı Çizgileri


Her hatip ve vaizin buluşma noktası İslam'ın temel değerleridir. Onları birbirinden ayıran şey ise bu temel değerler üzerine bina ettikleri hayat tasavvurudur. Merhum Tahir Büyükkörükçü Hoca Efendi'nin de ömrünü adadığı kürsülerde çizdiği kırmızı çizgiler, onun vazgeçilmezleriydi.
Bu kırmızı çizgileri kısaca hatırlayalım:
a) Allah ve Resulüne tam teslimiyet
Tahir Hoca, iman konusunu anlatırken kuru bir metafizik, soyut bir inanç tanımı yapmazdı. "Allah'a iman”ı, "hayata Allah'ın bakışıyla bakmak” olarak tarif ederdi. Derdi ki: "Siz Allah'a inandım diyorsunuz, peki hayatınız bu inancın neresinde?” Teslimiyet, onun dilinde bir pasif kabulleniş değil, aktif bir bağlılıktı. Kader inancını tembelliğe mazeret yapan anlayışı da, imanı sadece kalpteki bir duygudan ibaret gören yaklaşımı da reddederdi.
b) Cehalete karşı mücadele
Cehalet, onun gözünde sadece okuma yazma bilmemek değildi. Hakikati bilip gereğini yapmamak da cehaletti. "Kitaplıklar dolusu bilgiye sahip olup da, bir yetimin başını okşamayan, komşusunun açlığından habersiz yaşayan bir insan da cahildir.” diyerek, ilmiyle amil olmayan entelektüel tipini de eleştirirdi. Aydınlar için bu, çok ciddi bir aynadır.
c) Şirkin gizli ve açık bütün tonlarına dikkat
Modern çağın putlarını çok erken fark edenlerden biriydi. Para, makam, şöhret, ideoloji, lider kültü… Bunların hepsini, insanı Allah'tan uzaklaştırdığı ölçüde birer modern "put” olarak görür ve uyarırdı. "Allah'tan başka her şeye gönlünüzde kayıtlı kontenjan ayırırsanız, oraya rahmet inmez.” derdi. Bu, özellikle Ramazan'da kalbini temizlemek isteyen herkes için üzerinde düşünülmesi gereken bir uyarıdır.
d) İslam kardeşliği ve gönül insanı olmak
Tahir Hoca'nın vaazlarında sık sık "Müslümanın gönlü, Hakk'ın nazar kıldığı yerdir.” cümlesi geçerdi. Gönülleri kırmanın, Kâbe'yi yıkmaktan ağır olduğunu anlatırdı. Mezhep, meşrep, cemaat, parti tartışmalarının arasında, o daima "İslam kardeşliği”ni öne çıkarırdı. Tasavvufi terbiyesinin getirdiği nezaketle, eleştirirken bile kırmaz, kızarken bile dua etmeyi unutmazdı.

Yazarın Diğer Yazıları