SEÇİMİM BENİM
BU FUTBOL DEĞİL, ADALET TARTIŞMASI
PAYİTAHTA RUH VERENLER
Tahir Hoca’nın Kırmızı Çizgileri
Müzebzeb
FATMA NUR ÖĞRETMENİM ÖZÜR DİLERİM. SUÇ BENİM.
Emir Timur ve Mirası
8 Mart’ın Hatırlattığı Büyük Hakikat: Veda Hutbesi
Ekonomik kuralları altını olanlar belirleyecek
HAYATIMIZIN HER ANI RAMAZAN OLSUN RAMAZAN SADECE ORUÇ DEĞİL BİR AHLÂK İNKILABIDIR RAMAZAN SADECE İBADET DEĞİL BİR MEDENİYET İNŞASIDIR
Evcil Hayvanlar Çocuk Gelişimini Nasıl Etkiler
SAVUNMA SANAYİMİZDEKİ BAŞARI, DOSTA GÜVEN, DÜŞMANA KORKU VERMEKTEDİR.
SENİN DÜNÜR
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
Kültürel Hegemonya Çatırdarken
İŞTE KULUM
Seküler Ahmaklığın NEET İhaneti
Yaş Almak mı, Derinleşmek mi?
Konyaspo’dan Görkemli Galibiyet
ANNECİĞİM
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
Esmalardan yansıyan en güzel "Selâm” üzerimize olsun.
Merhaba cânlar, bu yazıda topluma dayatılan "pandemi travması” üzerinden, sizlerle paylaşayım istedim sözcüklerimi. En akıllımızı bile depresif kılan, en teslimiyet sahiplerini bile çaresiz bırakan bir süreç bu. Ve unutturan, unutulmaması gerekli değerleri…
Yakın tarihe kadar "hüzün” en asil duygulardan biriydi. İçinde bıkkınlık, yorgunluk, yenilgi ve vaz geçiş barındırmazdı. Müsebbibi bir gizemli "felek” idi, vakit ise sabahın ilk ışıklarının dünyamızı aydınlattığı saatler idi. Bir de hafiften esinti vardı.
Rahmetli üstadımız, Cinuçen Tanrıkorur'un bestelerine aşina kulaklar iyi bilirler. Artık ud ya da ney gibi sazlara ilgi duyan kaldı mı bilmiyorum. Meşk etmekle âlem yapmak arasındaki farkı yitireli çok oldu. Melodi ve ritim temelli müzik ise maalesef yerini bambaşka bir kültüre terk etti. Sayın Tanrıkorur, Yahya Kemal gibi, Mahmud Hüdaî gibi değerlerin eserlerinden süzermiş bestelerini. Şimdi beste de yalan oldu, güfte de yalan oldu. Muhterem Adnan Kılıçaslan gibi hocalarımız derslerinde aktarmasa, Z neslinde esamesi okunmayacak.
Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge
Ne çalar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı
Bezm-i aşk içre fuzûli nice âh eylemeyem
Ne temettu' bulunur neyde sedâdan gayrı.
Bu vesile ile Mehmed Fuzûlî'yi de yâd etmiş olalım. Sabah rüzgarını kapısını çalan dost olarak görmek ne zordur kim bilir! Rahmetli anneannem derdi: "El aman kuzum, rabbimiz dip köşede yatırıp, kapılara baktırmasın…”
Çoğunuzun farkettiği gibi sabah esintisi bahane dostlar. Birbirimizle muhabbet etmeyeli nice zaman oldu. Gönül kapılarımız ıssız oldu. Çocuklarımızın kalpleri savunmasız kaldı. Zihinlerimiz bulanık ve akıllarımız karışık son dönemde, çevremde hep duyuyorum: "Nerede o eski…” diye başlayan cümleleri.
Sevgilinin kokusunu getiren bâd-ı sabâdan beklentilerimizi kaybetmeyelim. Akıp giden zamanın bizi kendimize hapsetmesine izin vermeyelim. Yalnızlık paylaşılmıyor malumunuz, bâd-ı sabâ da epeydir esmiyor. Konyamızın meşhur "gedavet” esintisi bile unutulmak üzere. Soranlara, "bir semt adı” yanıtını veriyoruz, işin aslından habersiz.
Sözlerimi bitirirken; sizden ricam, yarın sabah kalkar kalkmaz bir şiir yazın, bir şarkı mırıldanın. Kimse okumasa da kimse duymasa da onun esintisi ulaşır yüreklere.
Hayra karşı geliniz.
AYNADAKİ ÇÖZÜMLER
RÜYAMDAKİ SEÇİMLER
İNSAN ODAKLILIK
BİNBİR GECE MASALLARI
HER GÜN BAYRAM
EDEBİYATTA AHLAK
BEYİN KONTROLLÜ MAKİNE
NEPOTİZM VE SADAKAT
İSO’YA AÇIK MEKTUP 2
İSO’YA AÇIK MEKTUP 1