Yatırımcıların Ayarını Bozdular
DÜN SAVAŞTIKLARIMIZDA BUGÜN BARIŞ YAPABİLİRMİYİZ?
DURMADAN YAZIYORUM VE YAZACAĞIM
Bu Ne Perhiz ? Bu Ne Lahana Turşusu ?
Ali Özek Hatıratında; II. Abdülhamit, M. K. Atatürk, M. A. Ersoy, H. B. Çantay, Ö. N. Bilmen, Y. Nuri Öztürk v.d.
KÜRESEL SİYONİST OLİGARŞİNİN KAÇINILMAZ TASVİYESİ YOLUNDA TÜRK DEVLETİ’NİN STRATEJİK GÜÇ ÇARPANI AĞIRLIĞI
KARA GECE
DARBELERİN GÖLGESİNDEN 15 TEMMUZ DİRİLİŞİNE
Taşkent’te Tarihi Toplantı : 1. Uluslararası İslam Medeniyeti Forumu
NATO Zirvesinin Zırvalayanları
YAZMA ESERLERİN İZİNDE
YARIŞ
Konya’da iyi ki belediyeler var! Vatandaş ekmek ve etliekmek zammına tepkili…
DÜNYA KUPASI VE MİLLİ TAKIM:
MİZAHIN MİZANI
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
Şimdi Konya’nın Kazanma Zamanı
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
AKŞAM OLMAKTA
Avustralya'daki bir trafik kazasında vefat eden merhum Esat Coşan Hoca bir sohbetinde şöyle demişti: "İnsanoğlunun ömrü üç aşamadır: Önce şehvet peşinde koşar. Sonra evlenir servet peşinde koşar. Sora geçimini yoluna koyar, bütün ihtiyaçlarını alır; bu sefer bir yerlerde başkan, muhtar, milletvekili, bakan olmaya çabalar. Sonra bir bakar ki ömrü geçip gitmiş, Azrail karşısına dikilivermiş.” Ömrü şehvet, servet, şöhret olarak formülüze etsek yanlış mı yapmış oluruz? Yahut bir başka değişle kasa, masa, nisa. Ömür bunları kazanmak için geçerken insan bunlar arasındaki bir keşkeden bir başka keşkeye gider durur. Rotası budur. Ömür 3 durak. Arası keşkelerle dolu. Ta ki oyun (Ankebut 64) bittiğinde konduğumuz karanlık kutudaki son keşkeye kadar.
Ömür lebalep keşke dolu. Herkesin bir keşke koleksiyonu var. Kimin keşkesi büyükse kaybedenler kulübüne üye. Keşke, keşke, keşke... Ne öldüren, ne yaşatan; gönle bir diken gibi batıp her daim kanatan, iyileşmesi için sürdüğün her şeyin daha çok kanattığı bir yara. Yaşın kaç olursa olsun her daim beynin bir köşesini kendine mesken tutmuş, beynin gücü ve yaşam enerjinle beslenen bir asalak.
Ve namına dünya denilen, yemleri şehvet, servet ve şöhret olan bu kapanın etrafında dolaşıyoruz. Bu ihtiraslardan birini kapıp hızlıca kaçmak için elimizi uzattığımızda, kapan hızla üstümüze kapanıyor. Ve kurtulması çoğu zaman mümkün olmuyor. Sonra gönüller keşkeler ile memlû (dolu), gözler keşkelerle nemli. Gel kör ki bin tanesinin bir geçer akçe ettiği yok.
Kapandaki peynirle gözü dönmüş zavallı bizler... Çare peynir perhizi. Ama nasıl? Beynimizin kıvrımlarındaki bütün boşlukları bunca peynir aşkı tıka basa doldurulmuşken nasıl olup da kapanın yanından hiçbir şey yokmuş gibi geçip gideceğiz? Ya fare olmaktan vazgeçip peynirle ilişiğimizi keseceğiz yahut kapanın etrafında dolaşmayacağız. İlkinin olması fıtrata aykırı. Uzak doğu mistisizminde, Hristiyanlıkta bu, uygulanmaya çalışılıyor. Dünyevi zevklerinden el etek çekilerek bunlara düşkünlük yok edilmeye çalışılmış ancak daha beter bir şey çıkmış ortaya: eşcinsellik. İkinci çözüm yolu olan kapanın bulunduğu mutfağı terk etmek yasak. Hem mutfakta duracak hem peynire dokunmayacaksın.
En ücra hücrelerimize bu aşkın yerleştirilmesinde mi sorun, bunların yasaklanmasında mı, yoksa bunları en diplerden bulup getirip insanın aklının önüne getiren nefsin varlığında mı? Cevap? Bilmiyorum. Şeker delisi bir çocuğu şekerle dolu bir dükkâna kapatıp "Yeme” denmesindeki mantığı anladığım gün cevabı yazacağım. Söz.
Selam ve dua ile…
MİZAHIN MİZANI
5816 KALDIRILMALI MI?
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
BİRBİRİNE BENZER İKİ FARKLI ÜLKE: TÜRKİYE VE İRAN
CUMHURİYET OLMASA BİZ OLMAZ MIYDIK?
CADILAR BAYRAMI’NIZ KUTLU OLSUN MU?
ŞAPKA İNKILABINDAN NE HABER?
TRAFİK SORUNUN ÇÖZÜMÜ İŞTE BURADA!
SULTAN VAHDETTİN’İN MEZARI TÜRKİYE’YE GETİRİLSİN
SURİYE’DE YAŞANANLARIN TAHLİLİ