Hadim'in dağlık yapısıyla bilinen Gezlevi Mahallesi'nde yaşayan İlyas Vurgun, çocukluk yıllarında babasının yanında başladığı tahta kaşık yapımını bugün de aynı özenle devam ettiriyor. Henüz küçük yaşlarda mesleği öğrenen Vurgun, zamanla bu zanaatı bir geçim kaynağı ve yaşam biçimi haline getirdi.

"Kaşık Olacak Ağacı Dağdan Kendim Bulurum"
Tahta kaşık yapımında kullanılacak ağacı bizzat kendisinin seçtiğini anlatan Vurgun, "Ben kendim dağdan beğendiğim, kaşık olabilecek ağaçları bulup getiriyorum. Ak şimşir, taş şimşir ve boz armut (ahlat) ağaçlarından yapıyorum. Başka tür ağaçlardan da yapanlar varmış ama onu ben anlamam" dedi.

Sağlıklı Mutfaklar İçin Doğal Tercih
Genellikle çorba kaşığı, yemek kaşığı ve kepçe yaptığını ifade eden Vurgun, mesleği neredeyse ömrü boyunca sürdürdüğünü söyledi. "Ben kendimi bildim bileli kaşık yaparım. Bu benim baba mesleğim" diyen Vurgun, el emeği ürünlere olan ilginin son yıllarda yeniden artmaya başladığını dile getirdi. Tahta kaşığın sağlıklı ve dayanıklı olduğuna dikkat çeken Vurgun, "Tahta kaşığı isteyen çok var. Ekseriyetle kadınlar talep ediyor. Yakmadıktan sonra istediğin kadar kullanılabilir. Ateşe atmadıktan sonra ömür boyu dayanır. Demir kaşık bile anında kararır ama tahta kaşık doğal olduğu için hem sağlıklı hem de uzun ömürlüdür" ifadelerini kullandı.

"Gençlere Kapım Açık"
El işçiliğiyle yapılan kaşıkların zahmetli bir süreçten geçtiğini anlatan Vurgun, ağacın kesilmesinden şekil verilmesine kadar her aşamanın sabır gerektirdiğini belirtti. Teknolojinin gelişmesiyle fabrikasyon ürünlerin yaygınlaştığını ancak doğal ürünlere yönelimin arttığını söyleyen Vurgun, bu durumun kendisini mutlu ettiğini dile getirdi. Gençlerin bu tür zanaatlara ilgi göstermemesinden yakınan Vurgun, ata mesleklerinin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu vurguladı. Mesleğini öğrenmek isteyenlere her zaman kapısının açık olduğunu belirten İlyas Vurgun, "Bu işler sabır ister, emek ister. Ama öğrenmek isteyen olursa bildiklerimi seve seve öğretirim" diye konuştu.

Kaynak: İHA