Nevai Devlet Üniversitesinin Sitesinden Öğrencilere İlmin Altın Kuralları
Kripto Paralarda Güven Erozyonu Yaşanıyor
Etliekmek Zamları Kime Rağmen?
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
GÜÇLÜ DEVLETİN SIRRI GÜÇLÜ TOPLUMDUR
SELÇUKYA KÜLTÜR SANAT DERNEĞİ OLARAK BELEDİYELERDEN İSTEKLERİMİZ
Şimdi Konya’nın Kazanma Zamanı
AK Partililer de AKP’liler de Yanlış Yapıyor
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
AFRO-AVRASYA’NIN KUTUP YILDIZI TÜRKİYE
ACI DEĞİL Mİ???
KURUYANLAR-YEŞERENLER
KIYAMETE KADAR TÜRKLERE VERİLEN GÖREV “KÂBE MUHAFIZLIĞI”
Cevher mi, Cüruf mu, Köpük müyüz?
AŞÛRE GÜNÜ VE KANAYAN YARAMIZ KERBELA
Selçuklu Konferansları ve Ölümsüzleşen Mirası
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
AKŞAM OLMAKTA
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
Esmalardan tecelli eden en güzel "Selâm” üzerimize olsun.
Geçenlerde, ılık bir sabah vakti işe gidiyordum. Kamyon Garajı tarafındaki kavisli rampadan salınırken, zihnim yine karışıktı. Sadece aklım değil trafik de karışıktı tabi. Kendi kendime diyordum ki: "İyice çıktık insanlıktan. Bitirdik bittik. Birbirini yiyor millet üç kuruş için. Üstelik doğaya da feci zarar veriyoruz. Âlemin dili olsa da şikâyetlerini sıralasa, yandık…”
Yaratılanlara karşı ne denli hadsiz fenalıkla ve saygısızca davrandığımızı düşünüyordum. Oysa ecdadın kültür dünyasındaki letafet ne hoştu. Yerdeki taşa hürmet edilirdi. Karınca, "bile” lafıyla incitilmezdi. Kabalaşan kim, kendisine ve topluma karşı sorumsuzlaşan kim?
Zihnimde cevapsız sorularla boğuşurken önümdeki araç aniden durdu. Elbette trafiğe ayak uydurarak hemen frene bastım. Neyse ki arkamdakiler de bir kazaya mahal vermeden durmayı başardılar. İçimden şunları geçirdim: "Şimdi bir dolu küfür duyacağım. Kesin kavga da çıkacak. Edep yalan olacak!” Birkaç saniye içerisinde, diğerleri gibi arabadan inip, neler olduğuna bakmaya karar verdim.
Dört araba önümdeki bir kamyonet yolun ortasında durmuştu. İçinden çıkan iki adam, dikenli tele dolanmış bir köpeği kurtarmaya çalışıyorlardı. Hayvancağız belli ki çok acı çekiyordu. Sezgi gücüyle olsa gerek, adamlara teslim olmuş, kurtarılmayı bekliyordu sabırla. Nihayet tellerden azat olan köpek topallayarak uzaklaştı. Sarımsı tüylerindeki kan lekelerine aldırmamıştı. Kimse tek kelime etmedi, kavga çıkmadı. Yanaklarımdan süzülen gözyaşlarından utanarak arabaya bindim. Trafik kendiliğinden açıldı. İnsanlar, sessizce işlerine doğru yola koyuldular. Köpek kurtulmuştu. Yok be, insanlık daha ölmemişti!
Pekâlâ, yazımızın başlığının bu öyküyle bağlantısı nedir?
İd, ego ve süperego üzerinden ilerleyelim. Çoğumuzun bildiği, S. Freud isimli bir psikanaliste ait "ben” tanımlamaları içeren kelimeler bunlar. Dilimize Arapça'dan giren "nefs” ile oldukça benzer aşamalar içeriyor. Bizde genel kabul olarak yedi temel mertebe (aşama) varken, batılı bilim insanları ilk üçünü kabullenmişler.
İd, en özet haliyle "ilkel benlik” anlamına geliyor. Bizdeki "emmare” nefs gibi, bedensel ihtiyaçlar üzerinden hareket eden ben yani. Ego ise daha çok "bilişsel” içeriğe sahip, psikolojik benliğimiz denebilir. Tasavvufi terimlerden "levvame” biraz benziyor. Ancak bizdeki tanımıyla, sosyal (toplumsal) ben diyebileceğimiz süperego yine aynı kapsamda.
Kısacası, kendimizi tanımladığımız "ben” bir tane gibi görünse de aslında farklı katmanlara sahip ve değişken. Farkındalık, eğitim ve deneyimle gelişiyoruz. Diğer benlik katmanlarını da ikinci yazıda paylaşmak ümidiyle…
Hayra karşı geliniz.
AYNADAKİ ÇÖZÜMLER
RÜYAMDAKİ SEÇİMLER
İNSAN ODAKLILIK
BİNBİR GECE MASALLARI
HER GÜN BAYRAM
EDEBİYATTA AHLAK
BEYİN KONTROLLÜ MAKİNE
NEPOTİZM VE SADAKAT
İSO’YA AÇIK MEKTUP 2
İSO’YA AÇIK MEKTUP 1