Konya’dan Haremeyn’e Uzanan Bir Ömür (2)
Evcil Hayvanlar Çocuk Gelişimini Nasıl Etkiler
SAVUNMA SANAYİMİZDEKİ BAŞARI, DOSTA GÜVEN, DÜŞMANA KORKU VERMEKTEDİR.
SENİN DÜNÜR
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
Kültürel Hegemonya Çatırdarken
O KADAR MI ZOR?
Taşkent’te Muhteşem Bir Kompleks: İslam Medeniyet Merkezi
İŞTE KULUM
Seküler Ahmaklığın NEET İhaneti
Haydutlar küresel ekonomiyi yangın yerine çevirdiler
ÇIVIT
İhtiyarlar Cennete Giremez!
Müslümanların Büyük İmtihanı “Ne tarafta yer alacağız?”
Eski Konyaspor ruhu, bu
ÇOCUKLAR İLAHİLER EŞLİĞİNDE ALLAH DİYOR NAMAZA KOŞUYOR, BAZILARI NEDEN RAHATSIZ OLUYOR?
Yaş Almak mı, Derinleşmek mi?
İNSANLIĞA DÜŞMAN ŞETAN VE ONUN ASKERLERİ
Konyaspo’dan Görkemli Galibiyet
ANNECİĞİM
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
Tahir Hoca'nın hayatına kısaca bakmadan onu anlamamız mümkün değil. O, 1926'da Konya'da doğdu. Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçiş döneminin tam ortasına düşen bir çocukluk… Bir yanda kökü asırlara dayanan bir medeniyet, diğer yanda her şeyi yeniden tanımlamaya çalışan bir devlet aklı… Böyle bir kırılma döneminde büyüdü.
İlk eğitimini mahalle hocalarında aldı. Ardından modern mektep ile klasik medrese çizgisinin kesiştiği bir yolda yürüdü. Daha ortaokul son sınıftayken, bir vaaz dinliyor ve aldığı bir kararla resmi eğitimini bırakıp İslam ilimlerine yöneliyor. Bu, o yaşta bir gencin hayatını bütünüyle değiştirecek bir tercihtir. Biz bugün, gençlere "kariyer planlaması” anlatıyoruz; o günün genci, "ahiret planlaması” yaparak hayatının istikametini belirliyor.
Hafızlığını tamamlıyor, Arapça ve Farsça öğreniyor; hadis, fıkıh, tefsir, kelam, meani, beyan, belagat… Bütün bunları sadece bir diploma için değil, insanlara anlatacağı hakikat daha berrak olsun diye tahsil ediyor. Bir yandan medrese havasında okuyor, öte yandan camilerde vaaz ediyor. O yıllar için bu, ciddi bir cesaret işidir. Çünkü belli dönemlerde Kur'an öğretimi bile takip edilen, Arap harfleri bile sakıncalı görülen bir zeminde bu işlerle meşgul oluyor.
Askerlik sonrası, Konya merkez vaizi olarak görev yapmaya başladığında henüz genç bir delikanlıdır. Fakat kürsüye çıktığında, cemaatin gözünde artık bir "delikanlı” değil, "kanaat önderi” konumundadır. Zira ondaki söz, yaşanmışlığın, çilenin, gecelerin, gözyaşlarının süzgecinden geçmiştir.
Sonra hayatı Burdur'a, Isparta'ya, Ankara'ya, Haremeyn'e, Avrupa'ya uzanır. Sürgünler görür, yasaklar yaşar, mahkemelere çıkar, siyasete girer, hapishane duvarlarına bakar ama bir şeyi hiç bırakmaz: vaaz kürsüsünü… İster camide olsun, ister bir spor salonunda, ister Aydınlar Ocağı gibi kültür mekânlarında; o konuştuğunda, mekân değil, söz kendisini hissettirirdi.