Bir deli Göçü’de kuyuya taş attı! Koca bir şehir çıkaramıyor
Sektörel Ücret Dengesizlikleri Büyümeyi Tehdit Ediyor
MEKKE’DE DOĞAN TEVHİD, AKABE’DE VERİLEN SÖZ 1. BÖLÜM
“BEN”LİKTEN, “BİZ”LİĞE
Bir Kitap, Bir Dipnot ve Bir Medeniyet Meselesi
Özbekistan Mergilan Şehrinde Muhteşem Bir Merkez: Burhaneddin el-Marğinani İlim, Eğitim ve Turizm Külliyesi/ Kompleksi
AK Parti’nin Rantçı Şımarıkları
BEN İNSANIM
İSLÂMİ NATO’NUN AYAK SESLERİ
ŞAKA MI, SAYGISIZLIK MI ???
Beşten Dördü Gitti, Biri Kaldı!
Mekke Anlaşması
OSMANLIDA BİR RAMAZAN NASIL GEÇERDİ?-2-
TÜRKİYE’NİN AFRO-AVRASYA’NIN BÜTÜN ENERJİ VE TEDARİK KORİDORLARINDA VE HATLARINDA YÜKSELEN GÜÇ ETKİSİNİN STRATEJİK GÜÇ ÇARPANI MİMARİSİ DAHA DA DERİNLEŞİYOR.
GENÇLİĞİMİZİ ve GELECEĞİMİZİ TEHDİT EDEN EN BÜYÜK TEHDİT UYUŞTURUCU BAĞIMLILIĞI BELASI
TOPLUMSAL YOZLAŞMA VE OKUL MEZUNİYET PARTİLERİ
Bu Ne Perhiz ? Bu Ne Lahana Turşusu ?
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
Türkler, İslamiyet'le tanışmalarından itibaren dili Arapça olan Kur'an-ı Kerim ve buna bağlı olarak kaleme alınan hadis, tefsir, kelam, dinler tarihi gibi tüm Arapça kaleme alınan dinî kaynakları anlamak ve yorumlamak için Arapça öğrenmişler ve bu konularda Arapça eserler kaleme almışlardır. Ortak dini değerler üzerinden Arapça'ya ve bu dille irtibatlı kültürel konulara ilgi göstermişlerdir. Türkçemizde kullanılan yabancı kelimeler arasında en fazla oran Arapça kökenli kelimelerdedir. Takriben 20.000 kadar yabancı kelimenin 6500 kadarı Arapça kökenlidir. Bu da % 30'luk bir orana tekabül etmektedir. Bu kelimelerin mensup olduğu dillere göre sayısını ve kimi örnek kelimeleri bir fikir vermesi bakımından şöyle sıralayabiliriz:
Gramer yapılarındaki büyük farklar dolayısıyla, pek çok Arapça kökenli sözcük Türkçe'de anlam kaymasına ve değişimine uğramıştır. Örneğin Misafir kelimesi Arapça'da yolcu anlamındayken Türkçeye anlam kaymasına uğrayarak "konuk” anlamında geçmiştir.
Arapça'da kullanılan kimi atasözleri Türkçedekiyle birebir aynıdır. Bu atasözlerinin asılının Türkçe mi yoksa Arapça mı olduğu detaylı bir incelemeyi gerektirir. Ancak bu sözlerden bazısının muhtemelen Arapça'dan tercüme edilerek Türkçeye geçmiştir. Örneğin: Lilcudran Azan (Yerin kulağı vardır.) Mudde ricleyke ala kadri lihafike (Ayağını yorganına göre uzat),
Türk şiirinde klasik dönemde daha çok gördüğümüz aruz vezni asıl itibariyle Arap edebiyatı kökenlidir. İslami Dönem'de yaşamış Halil b. Ahmed tarafından ortaya konulan Aruz bahirleri (kalıpları) Türk şairler tarafından kullanılmıştır. Tevfik Fikret, Mehmet Akif Ersoy ve Yahya Kemal gibi şairlerimiz bu türü ustalıkla kullanmışlardır.
Türk kültürünün Arap dünyasında yayılması daha çok Osmanlı İmparatorluğunun Suriye, Filistin, Irak, Suudi Arabistan ve Kuzey Afrika'yı hâkimiyeti altına aldığı dönemlerde gerçekleşmiştir. Bu yayılım Halep, Şam ve Kahire gibi büyük merkezlerde daha yoğun yaşanmıştır. Mesela bu şehirlerde Mevlevi kültürünün yayılmasının bir neticesi "sema ayini” halk arasında tanınmış ve ilgi duyulmuştur. Günümüzde "Tannure” denilen folklorik dans grubu bu etkinin bir tezahürüdür. Ancak ne yazık ki ilahi/dinî anlam içeren bir ritüel, turistik bir amaca yönlendirilmiştir.
Özellikle musiki alanında, Muhammed Abdu'l-Vahap, Ümm Gulsum ve Feyruz gibi sanatçılar, Arap dünyasının en gözde enstrümanı olan "Ud” la çalınan şarkılar, "Arabesk”, "Uşşak” gibi makam ve tarzlar, Lahn, mûsikî, mutrîb, makam, şube, terkib, îka, mülâyim, mütenâfir, bakiye, mücenneb, tanîni, zü'l-erbâ, zü'l-hams, zü'l-küll, dâire, veted, âvâz, eb'âdu'l-mûsikıyye, eb'âdun, ellezî bi'l-erba', te'lîf, cem'u'l-eb'âd, cânibu'l-enf, hadd, hâşiye-i suğrâ, hâşiye-i uzmâ gibi müzik terimler, Türk toplumunda yer bulmuş ve ilgi duyulan hususlar olmuştur.
Türkiye'nin Arap asıllı insanların yaşadığı Mardin, Antakya, Siirt ve Urfa gibi yerleşim yerleri başta olmak üzere bu yöreden insanların göç edip yerleştikleri diğer Türk şehirlerinde Arap mutfak kültürünün yaygın bir şekilde yansımalarını görmekteyiz. Esasen bu yemekler, bir noktadan sonra Türk kültürünün bir parçası olmuşlardır. Bir fikir vermesi bakımından birkaç örnek vermekle yetineceğim. Kıbbe (içli köfte), Mıhşı (dolma), Hıms (nohut ezmesi), Aşure, Şerbet, Tirşik vb.
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
AHLAK VE VİCDANIN SESİ MISIRLI YAZAR MUSTAFA LUTFİ EL-MENFALUTİ
BİZİM KUŞAĞA OKUMAYI SEVDİREN YAZAR KEMALETTİN TUĞCU
BİR KİTAP FUARININ ARDINDAN
HASTALIK BİR NİMET MİDİR?
HER ŞEY O’NU HATIRLATIYOR DEMİRDEKİ HİKMET
HAYATIN ANLAMINI KAVRAYAN İKİ ŞAHSİYET KUSS B. SAİDA VE EBU’L-BEKA ER-RUNDÎ
ASIRLIK ÇINAR ALTINDA AKŞEHİR
GAZZE KONUSUNDA DURUŞUMUZ NASIL OLMALI
TÜRKLERDEN ÇOK BATILILARIN İLGİ GÖSTERDİĞİ BİR MÜSLÜMAN TÜRK BİLGİNİ İBNİ SİNA