Boşanma davalarında en sık yapılan hatalardan biri, mal rejiminin ne zaman sona erdiğini yanlış hesaplamaktır. Oysa bu tarih, milyonlarca liralık hak kayıplarına veya kazanımlarına yol açabilecek kritik bir unsurdur. Boşanma kararının kesinleştiği tarih mi, yoksa davanın açıldığı tarih mi esas alınacaktır? Türk Medeni Kanunu'nun 225. maddesi, mal rejiminin sona erme anını düzenleyen temel hükümdür. Bu rehberde mal rejiminin başlangıç ve sona erme tarihlerini kısaca ele alacağız.
Mal Rejimi Ne Zaman Başlar?
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden sonra evlenen çiftler için mal rejimi, evlilik akdinin tamamlandığı tarihte başlar. TMK m. 202/1 uyarınca eşler arasında sözleşmeyle başka bir mal rejimi seçilmediği takdirde, edinilmiş mallara katılma rejimi evlenme tarihinden itibaren geçerli olur.
01.01.2002 tarihinden önce evlenmiş çiftler için ise ikili sistem uygulanır. Evlenme tarihinden 31.12.2001'e kadar mülga 743 sayılı Medeni Kanun'un 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı rejimi; 01.01.2002 tarihinden itibaren ise (eşler bir yıl içinde başka rejim seçmemişse) edinilmiş mallara katılma rejimi geçerli olur. Bu dönem için yalnızca katkı payı alacağı talep edilebilir.
Mal Rejiminin Sona Erme Halleri
TMK m. 225, sona erme hallerini sınırlı sayıda belirlemiştir: eşlerden birinin ölümü (ölüm anında), başka bir mal rejiminin kabulü (sözleşme tarihinde), boşanma veya evliliğin iptali kararı (dava tarihinde) ve mahkemece mal ayrılığına geçiş (dava tarihinde).
Kritik Nokta: Dava Tarihi Esası
En sık karşılaşılan boşanma halinde mal rejimi, karar tarihinden değil davanın açıldığı tarihten itibaren sona erer. Bu "geriye yürüme etkisi", uygulamada pek çok kişinin gözden kaçırdığı hayati bir ayrıntıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1555 E., 2019/561 K. sayılı kararında, boşanma davasının kabulle sonuçlanıp kesinleşmesi koşuluyla mal rejiminin geriye etkili olarak dava tarihinde sona ereceği vurgulanmıştır.
Bunun pratik sonucu şudur: Dava tarihinden sonra edinilen mallar tasfiyeye dahil edilmez; bu mallar edinen eşin kişisel malı sayılır. Boşanma davası reddedilirse, mal rejimi hiç sona ermemiş gibi devam eder. Karşı dava açılmış ve her iki dava da kabul edilmişse, mal rejimi ilk açılan davanın tarihinde sona erer.
Fiili Ayrılık Mal Rejimini Sona Erdirir Mi?
Hayır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2012/8516 E., 2012/12142 K. sayılı kararında açıkça belirtildiği üzere, sadece fiili ayrılık mal rejimini sona erdirmez. Eşler 10 yıl ayrı yaşasa bile, boşanma davası açılmadıkça mal rejimi devam eder ve bu dönemde edinilen mallar da edinilmiş mal sayılır. Fiili ayrılık halinde haklarının zarar göreceğini düşünen eş, haklı sebebin bulunması halinde TMK m. 206 uyarınca mal ayrılığına geçilmesini talep edebilir.
Sona Erme Anı ile Değerleme Anı Farkı
Bu ayrım, uygulamada sıkça karıştırılan kritik bir konudur. Sona erme anı (dava tarihi) hangi malların tasfiyeye dahil edileceğini belirlerken, değerleme anı (karar tarihine en yakın tarih) malların değerinin hesaplanacağı tarihi belirler. Ayrıca mal rejimi dava tarihinde sona erse de, tasfiye davasının görülebilmesi için boşanma kararının kesinleşmesi gerekir; bu durum "bekletici mesele" olarak adlandırılır. Zamanaşımı süresi 10 yıl olup boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Sonuç
Mal rejiminin başlangıç ve sona erme tarihleri, tasfiye sürecinin en kritik unsurlarıdır. 01.01.2002 sonrası evliliklerde rejim evlenme tarihinde başlar; boşanmada dava tarihinde, ölümde ölüm anında, sözleşme değişikliğinde sözleşme tarihinde sona erer. Fiili ayrılık tek başına mal rejimini sona erdirmez.
Bu makale Avukat Emre SOBAY tarafından yazılmıştır. Daha uzun versiyonuna buradan ulaşılabilirsiniz.
Kaynak: Bülten